Biri için ölmek… XXVIII

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

26 Ocak 2020 12:41 “Bana kendimi bok gibi değersiz hissettirdiğin için teşekkürler 👍🏻 sana iyi uykular”

Evet doğru tahmin ettiniz. Sabah erken gitmek istedi ama ben önceki günde hiç uyumadığım için uyanamamış ve onuda uyandırmamıştım. Tek sorun buydu… Ve 12:41 itibariyle eve gitmiş olmasıydı… Bu mesajdan sonra onlarca mesaj attım ama hiç birine cevap vermedi… Ne söylediysem, ne yaptıysam olmadı… Bu kadar kızmasının sebebi kendi değimiyle gününün çöp olmasıydı…

17:44 “Kadıköye geçiyorum arkadaşımla buluştum”, “Aramızda ki meseleleri sonraya saklayabiliriz”, “Bu gün iyi bi gün geçirmek istiyorum” dedi.

“Bana sürekli aynı şeyleri yaşatıyorsun”, “Sürekli kafamı karıştırıyorsun”, “İçine sıçıp bırakıyosun.”, “Hedefin akıl sağlığımı kaçırmamsa katkısı oluyor haberin olsun” dedim. Cevap vermedi dışarı çıktım tam gaz motosiklete bindim sinirimi çıkarmak için…

19:16da “Benim sana hiç birsey yaptığım yok” demiş. Görmemiştim. Daha doğrusu bakmıyodum telefona” 21:57de “Ben evdeyim” yazdı.

Beni aramıştı bende 22:56da onu aradım. Hiç bişe yokmuş gibi “Napıyosun” dedi. “Merak ettiğim için aramıştım” dedi. “İlginç” dedim… Hani nasıl olduda merak ettin, bu saate kadar merak etmedinde? “Ben sabahtan beri nolduğunu düşünüyorum, farkındamısın” dedim “Değilim yok” dedi. “Sen çıkıp geziyosun,ben burda düşünüyorum” dedim. “Evden çıktığımda sana çok sinirliydim, bişe yazmak istemedim, yazsaydım kötü şeyler yazardım” dedi. “Ben sana ne yaptım?” dedim. “UYANMADIN” dedi… Uyanmadın ne ya? “Güzel eğlendin mi arkadaşınla!?!” dedim. “Hayır” dedi. 20 saat yazmadı bana ya 20 saat… Ve bana “bi daha asla gelmicem” dedi… Bi kaç dakka susmuştum sanırım. “Tamam” dedim… Ne diyebilirdim ki? “Tamam deme” dedi, “ne diyim” dedim. “Deme bişe” dedi… “Sonra konuşalım” dedim. “Konuşmayalım” dedi…

23:57de “Hayatında olmasam ne değişir”, “Ne farkeder”, “Seni çok seviyorum ama Bana iyi gelmiyorsun”dedi.

“nerden çıktı bu saçmalık”, “kim kafanı karıştırdı” dedim. “Sen ciddi misin yaa” dedi. Ama haklıydım. Biri kafasını karıştırmıştı.

“düne kadar her an bana iyi geliyosun diyen insan birden bire neden bana iyi değilmiyosun diyor şimdi” dedim.

Verdiği cevap; “Söyleyecek bişe bulamıyorum”.

“Gerçekten”, “Yanında mutluyum”, “Yanında olmak gerçekten bana iyi geliyor”

Be gerizekalı yanımda olmak iyi geliyodu da sen ne zaman istedinde yanımda olmadın… Hep birlikte kalsaydık, birlikte uyuyup uyansaydık… Hayırmı dedim?

“evet gecede bana beni çok mutlu ettin biliyomusun demiştin”
“ama şimdi sadece kalkamadım diye, yanımda kalmanı çok istedim diye benden ayrılmayı görüşmemeyi düşünüyosun”
“bence sen bu saçma düşüncelerini bi gözden geçir”
“ben sen kötü ol kötü hisset diye bişe yapmadım” dedim.

“Başım çok ağrıyor”, “Benim kafamı senden başka karıştıran kimse yok” dedi. “Benimde” dedim…

“Yanımda olmanı istediğim hiç bir an yanımda değilsin” dedi. Bende sinirlendim çünkü konuşmuştuk bunu;

“direkt söyle bana”
“lafı dolandırma”
“şu an bile”
“yanımda olmanı istiyorum gel de”
“geleyim”
“ama kalkıp bana iyi gelmiyosun deme” dedim ve saat 00:04tü…

“Ben sürekli seni düşünmek zorunda değilim tamam mı” dedi. Ne demekti bu? Kendi düşünceleriyle çatışıp acısını bana ödetiyodu sadece…

“ben kendimi suçlamaya başlarsam, buna ikna olup savunmayı bile bırakırsam bi ömür bunun acısını yaşarım”, “bunu mu istiyosun” dedim. “Hayır” dedi.

“kendimi savunmak zorunda bırakma beni artık.”
“yanında olmamı istiyosan direkt söyle”
“yada başka bişey”
“yüzük için bile mesela gece döyledim sana”
“bekleme, söyle dedim” (Yüzük takmaya başlamıştım, düz yüzük. Aidiyet duygusuyla… Elele tutuşurken “yüzüğün acıtıyo” demişti. Hemen çıkarmıştım önceki gece…)

“Yaa Tamam” dedi.

“ben en az 1 hafta kendimi sorgulayacağım nerde hata yaptım nasıl daha iyisini yapabilirim diye çok teşekkür ederim”
“sonra murat içme murat sahile gitme murat stilizan içme”
“muratın allah belasını versi,nde artık herkes kurtulsun yeter” dedim.

“Murat tamam”, “Off” dedi…

“sırf senin korkuların tedirginliklerin var diye beni suçluyosun. bunu anlamadımmı sanıyosun” dedim.

“800 mlt yağ al gelde yağımı değiştirelim” dedi… Yumuşadım hemen salak gibi… Kıyamıyorum işte, hemen affediyorum…

O gün yağını değiştik otoparkta. O güne dair çok net hatırladığım bişey var, haftalardır takamadığımız bi şerif led vardı onu bağlamak için bağlantı noktalarını tespit etmeye çalışıyodum. Saat 04:00e geliyodu… Sabah işe gidicekti. Kolumdan hafifçe tutup, “Aşkım, tamam sonra yapalım. Çok güzel oldu böyle” deyip, birde gülüşü vardı ki… OOOFFFF OFFFF…. Sormayın…

Bi de sonraki akşam Eminönü’ne gidiceğini söyledi bana, beraber gidelim dedik. Sonra eve gittim ve mesajlar şöyle devam etti…

Ben: “Bu Eminönü bu gün mü belli oldu”
“B”: “Perşembe belli oldu aslında”
“B”: “Oerşembe gelicem dedim”
Ben: “Niye haberim yok”
“B”: ” Cumartesi tekrar konuştuk vazgeçtim dedim”
“B”: ” Kararsızdım da ondan”
Ben: ” Ben böyle bi konuda kararsız kalınca sana danışıyorum ama”
“B”: ” Ama ben senin cevabını biliyordum”
Ben: ” Sorsan nolurdu”
“B”: ” Gitme derdin”
“B”: “Zaten anni bi kararla gideceğime karar vermiştim”
Ben: ” Ne diyeceğim önemli değil”
Ben: ” Fikirlerime düşünceme saygı duyup duymaman konu”
“B”: ” Haklısın”
“B”: ” Bu saygısızlık gibi görünüyor olabilir”
“B”: ” Ama bunu en başında konuştuk”
Ben: ” Her ne kadar seni sevsemde seni kısıtlamak istemesemde bende bir insanım
Ben: ” Konuştuk, peki sen düzeltmek için ne yaptın”
Ben: ” Biraz bile olsa”
“B”: “Hiç bişey
“B”: “Çünkü”
“B”: ” Ben tam 2 yıl boyunca kısıtlanarak yaşadım ve kaybettiğim 2 yıl sonrasında benim en ufak bi kısıtlanmaya bile tahammülüm yok bunu zamanla aşabilir miyim bilmiyorum”
Ben: ” Amacım seni kısıtlamak değil”
Ben: ” gitmeni istemediğimi çok iyi biliyosun”
Ben: ” Ama git dedim”
Ben: ” İçime sinmedi”
Ben: ” Beraber gidelim dedim”
Ben: ” Sırf seni kısıtlamamak için”
“B”: ” Amacın kısıtlamak olmadığını biliyorum ama gitme demen beni sinerlendiriyor”
“B”: ” Beraber gidelim yine sorun yok”
Ben: ” Benim zorum ne? Eminönü nde ne işim vat benim”
Ben: ” Sırf sen istiyosun diye “
“B”: ” Ama içine sinmeyen ne ?”
Ben: ” Eminönü uzak olduğu için”
Ben: ” Bugün kü ve geçenki erkek olduğu için 🙄”
Ben: ” Ama hiç birine gitme demedim bak”
Ben: ” Bugün kalkıp ben Kadıköye şunla gidicem gidebilir miyim diye izin isteseydin yine git derdim”
Ben: “Bana kalkıp Ümraniyedeyim Kadıköy deyim demenin hiç bir kıymeti yok ben gökhanla dışarı çıktım sana optimumdayım dedim Kadıköydeyim demedim.”

Biraz tartıştıktan sonra saçma sapan arkadaşlarından falan konuştuk. Gideceği yeri son anda söylemesini falan konuştuk ve buna tepki göstererek dedim ki;

“Ulan belki ben o güne plan yaptım yada benim o an sana ihtiyacım var”
“Ben sana hevesle yazıcam hadi gel görüşelim”
“Senin cevabın: arkadaşımla Kadıköydeyim.”
“Aman ne hoş”
“Haklısın” diyebildi… uslubuma takılarak. Sanki ben durduk yere sinirlenmişim…

Bi kaç saçma konuşmadan sonra unutamadığım;

Ben: “Çağırsan gelirdim…”
“B”: ” Biliyorum. Ama o an ihtiyacım olan sen değildin sana olan sinirimin geçmesi gerekiyordu”
Ben: ” “İhtiyacım olan sen değildin.”
Ben: “Bunu hiç bi zaman unutmayacağım”

İşler boka sarınca 04:16da beni aradı. Bu görüşmede “O” erkek çocukluk arkadaşıyla ‘sözde’ bi daha görüşmeyeceğini de öğrenmiştim. Ayrıldıktan sonra öğrenecektim herşeyi… Ve bu görüşmede bütün arkadaşlarıyla tanışmama karar vermiştik birlikte… Hala tanışıcaz… “Arkadaşınla dışarı çıkman beni rahatsız etmez, mutlu eder” demişti… Bu cümleyi de yazın kenara… Uzun ve derin konulardan sonra “Aldatılmaktan mı korkuyosun” dedi. Detaylıca izah ederek onayladım sorduğu soruyu… Onun bunu bildiğinide kenara yazın… “Ben aynı şeyleri tekrar yaşamak istemiyorum” dedim. “Haklısın” dedi… Dediğim herşeye haklısın dedi de bi kaç gün sonra terk edecekti beni.

05:12de “Yaa sen canımın içinin de içii olabilir misin” e bağlamıştık. Bizim konuşup çözemeyeceğimiz hiç bişe yoktu ama en son konuşmamayı tercih etti ve gitti işte. Neyse az kaldı hikayenin sonunu bekleyin…

(DEVAMI)