Olmadı bu.

Tamam, okey. “Ben bu oyunu kaybettim” diyip, bunu kabullenip yeniden başlasak? Olmaz dimi… Olmaz. Her lanet olası güne “yoruldum!” diyerek başlamasak olmaz!..

İyi ama kimse bana “bu oyunu oynamak istiyo musun?” diye sormadı! Ben çok yoruldum. Yaklaşık 6 aydır uyku düzenim yok. Ve bahsettiğim sadece gece uyuyamamak değil. 24 saat ile 36 saat arası uyanık kalıp yatağa geçtikten sonra ne zaman uyanacağını (yada uyanacak mıyım) bilmeden, 4 saat ile 6 saat arası kafamı duvara vura vura uykuya dalmaktan bahsediyorum. Sonrasında bazen 2 saat, bazen 6 saat bazen 24 saat kadar uyuduktan sonra uyanabiliyorum…

Bir çok kimliğim var ve bu beni inanılmaz yoruyor. En kötüsünde uyandığımda hangi kimliklerime bürünmem gerekeceğini önceden bilmemek! Kaç parçaya bölünmem gerektiğini asla bilemiyorum, her şey bir anda olup bitiyor sanki. Kafamda her zaman dolaşan belli başlıklar, pişmanlıklar, hatalar, planlar… Artık kontrol edemiyorum, çok az kaldı kontrolden çıkmalarına… Bunun anlanı da hepiniz biliyorsunuz, iki ihtimal var.

Bu yazıyı yazarken bile aklımda; siyasi kimliğim, özel hayatım, geçmişim, öfkem, işim, kaygılarım, planlarım kafamın içinde savrulup bir o tarafa bir bu tarafa çarpıp duruyor…

Elbette benim kuşağımın çoğunun bu durumda olduğu biliyor ve görüyorum. Sorumlusunu hepimiz biliyoruz. Sarumlularını… Birde baş sorumlusunu! Biz var oluşumuzdan beri mücadele etmek zorunda bırakılan bir nesiliz… Artık teker teker tükeniyoruz. Ne diyolar şimdi “Z kuşağı” mı? ‘Hiç umudum yok’ desem çok abartmış olmam heralde… Umarım beni yanıltırlar ama 3 yıl daha katlanacak halim kaldı mı bilmiyorum…

Yani, maddi ve manevi olarak bok gibiyim dostlar… Bir çıkış lazım…

Bir çıkış lazım…

Bir dolandırıcılık hikayesi: MİGROS

Herşey koronavirüsün Türkiye’de ortaya çıkmasıyla başladı. Ben haftalarca herkes gibi dışarı çıkmadığım için farklı uygulama ve sitelerden sipariş vererek gıda ve diğer ihtiyaçlarımı karşılamaya çalışan MİGROS adlı organize dolandırıcılık örgütünün ağına düşmüş biriyim. Kullandığım diğer uygulama ve sitelerde yoğunluk olması ve sipariş almamaları nedeniyle MİGROS Hemen uygulaması üzerinden sipariş verdim. Tarih 30 Mart’tı.

Sipariş verdiğim ürünlerin içinde “Domates 1 KG Paketli” adlı ürün olmasına rağmen bana bilgim dışında bunun yerine nüşambaya doldurulmuş tartı etiketi olayan birşey gönderildi. Üstelik 100 gramdan fazla eksik. Bunu herkese yaptıklarını bir düşünün? %10 minimum fazla kazanç! Bu durumu bildirmek ve hakkımı aramak için müşteri hizmetlerini arayıp muhatap bulamadıktan sonra, hiç bir işe yaramayan SİKayetvar.com adlı boktan site üzerinden de şikayet yazdım. Geri dönüş yapmaları tam 2 hafta sürdü!

Her ne kadar dolandırılmış olmanın verdiği sinirle arayan kişiye kinimi kusmuş olsamda pozitif yaklaşımı ve ses tonu sinirim geçtikten sonra bir şans daha vermeye itti beni. KESİNLİKLE PİŞMANIM! 16 Nisandı sanırım arama tarihi ve akşam saatlerinde bir sipariş daha verdim.

Ne hikmetse diğer ürünlerin hiç birinde sorun yokken bu sefer yine aldığım domatesler paketli değildi. Ayrıca 2 KG olması gereken domates bu sefer 1500 gramdan daha azdı. %25 fazla kazanç! Siparişimin geldiği MİGROS Eltes Hemen mağazasını aradım ancak telefona bakan olmadı. Yine zorla ulaştığım müşteri hizmetleri sorunu yarın çözecekleri şubenin kapandığını ancak bilgi verildiğini söyledi. Ve yaptığım sonraki aramalarda da bana yine çözüm üretilmedi. Bu sırada getirildiği gibi duran domatesler çürüdü ve küflendi. Az önce hepsini çöpe attım.

Bir daha MİGROS un önünden bile geçmem! Çevremdeki kimseye hiç birşey aldırmayacağım. Sizde bu açık dolandırılıcılığı protesto edin. MİGROStan alışveriş yapmayın! Evet bu açık eylem çağrısıdır! MİGROSa muhtaç değiliz! İnsanlar sokağa çıkamıyor, aldığı ürünü güvenip tartmıyor diye dolandırılmayı hak etmiyor! İnandığın varlık her neyse belanı versin MİGROS!..

Ağladım

Sonunda daşardım… Bir kaç damlada olsa ağladım… İçtim. Sarhoş oldum. Ağladım. Kendime, geçmişime, geleceğime… Hepsine ağladım bu gece…. Aslında yazmayacaktım. Değerli bi arkadaşım sayesinde yazıyorum bu satırları…

Gözlerimi ve diğer duyu organlarımı zor kontrol ederken yazıyorum size. Hıçkıra, hıçkıra ağlamak isterdim. Olmadı yine… Ben artık eminim hayatımda hiç bişey düzgün olmayacak. Ben bu lanet yere dünya dediğiniz bok çukuruna dert çekmeye gelenlerden biriyim. Sadece dert, tasa… Ne dostum var ne arkadaşım… Yapayalnız çekip, siktir olup gideceğim işte… Hatalarım var, yanlışlarım var. Farkınfayım. Ama ben bu kadarını hak etmedim. Hani tanrı kimseye kaldıramayacağı yükü vermezdi? KALDIRAMIYORUM ARTIK! Çekemiyorum çıkarcı insanları, bencil yaratıkları… Herkes sadece kendini düşünür olmuş. Bir ben miyim kendinden başkalarını da düşünebilen? Bilmiyorum. Daha rast gelmedim karşısındaki insanı düşünebilene…. Şöyle ki her ağladığımda yada denediğimde bu yazıları sürdüreceğim… Kafam karışık. Alt üst. Affına sığınarak yazıyorum bu satırları. İnan kolay değil, dah büyük acılarda var ama inan bu da kolay değil…

Biri için ölmek… XXX

DİKKAT: BU BÖLÜM DETAYLI CİNSELLİK İÇERMEKTEDİR.

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

Yine geç uyumuştum 16:16da “Yaa artık uyanır mısın” diye yazmış. 16:56 olduğunda “Aşkım” yazdım. “😍😍”, “Günaysdııın” diye cevap verdi bu aldığım en güzel mesajlardandı…

“Günaydın bebeğim” dedim içimdeki aşkla… “Hadi ya kalk artık”, “Sabahtan. Beri uyuyorsun” dedi. Sabah yeni uyumuştum ama ben 😀 Gayet normal yani…

Instagram bildirimlerime falan baktıktan sonra,

bu görsel karşıma çıktı ve ona yollayıp “Beni böyle uyuturmusun?” dedim.

“Eveeeet” dedi.

“Seni çok seviyorum aşkım😍😍” dedim. “Bende hayatım” dedi…

Sonra onu çok özledim ve aradım. Bu arada getirden verdiği yanlış siparişten bahsetti. Bende kuryenin kim olduğunu öğrenip, direkt kurye arkadaşa ulaştım ve düzeltme rica ettim 😀 Tanıdığım bi kuryeydi. Böyle çözdüm… O yanımda olsaydı benim aşamayacağım şey yoktu… Kuryede çok sevdiğim bi kardeşimdi, sağ olsun hemen çözdük sorunu düzelttik. 17:18de “Hayatım teşekkür ederim” dedi. “Rica ederim” dedim.

Sonra beni aradı 18:46da. Havanın yağmurlu olduğunu ve benle buluşmadan önce eve gitmesi gerektiğini söyledi. Bende benim giysilerimden giyebileceğini söyledim elbiseleri kuruyana kadar. “Haberleşiriz” dedi. “Haberleşiriz ama bugünde seni görmezsem kafayı yerim, bekliyorum.” dedim. “Ben gelcem demedim, x cafeye gidelim” dedi. Bende azcık acitasyon yaptım yalan yok. Evde daha rahattık bu doğru…

O gün annemde vardı, ve operasyon planı yapıyoduk. Kendini alıştırması lazımdı.

“Bari arkadaşım gelicek de”, “Önden bi haberi olsun” dedi. Arkadaşım ne lan? NEyse şakaya vurup “Arkadaşkım” dedim. “Ben 🙋🏻‍♀” dedi.

“Evet sen”
“Sen aşkım”
“Sen sevgilim”
“Sen arkadaşım”
“Sen kadınım”
“Sen herşeyim”
“Herşeyim benim ” diye sıraladım…

“😘😘” dedi… “B. sana geliyo dedim heyecanlandı” dedim.

19:36da beni aradı “Kapı” dedi zile başmak yerine, evime son kez gelmişti…

Bi kaç saat annemle zaman geçirmiştik. Bu sırada telefonunda bişe görmüştüm ve bi dakki göstercem dedi. İşi bittiğinde telefonu alıp baktım ve geri verdiğimde bana mesaj attı. “Ben bir kez bile senin telefonunu elime almadım aynı şeyi senden de bekliyorum .” dedi. Ve o gece aynı şeyi kendide yapacaktı…

Sonra başbaşa kalmak istedik, birbirimize karşı koyamıyoduk. Yatak odama geçtik… Ve yine olanlar oldu işte… En iyi sevişmemizdi… Üç kez boşaldım, o tam altı kez boşaldı. Dört farklı pozisyonda seks yaptık. Üç prezervatif kullandık. İnanılmaz bi şehvet vardı, yada ben öyle sanıyorum.

Annesi evde değildi ve sonra onun evine geçtik. Mısır patlattım ona, hiç unutmicağım bişe bu çünkü tencere kapağını tutmayı bıraktığım anda kapak fırladı ve her yer mısır oldu, gözüme de mısır girmişti. Asla unutmicam bunu. Bayada gülmüştük. Ama ben çok mutluydum ya… Düşünün gözünüze yeni patlamış kaynar mısır girmiş ve gülüyosunuz…. Tek sebebi onla ilgili olması… Neyse zor olsada kapağı geri kapatıp her yere saçılan mısırları topladık. Sonra netflixten film izleyelim dedik. Cem Yılmaz’ın “Pek yakında” filmini seçtik. Filmi izlerken cizdanı öyle duruyodu. Öylesine “bakabilir miyim” dedim. İzin verdi. Ne gördüm dersiniz? Eski eşinin adına düzenlenmiş Multinet kart… Kırılmamak mümkünmü? Video olayı hala içimde yaşadığım bi fırtınayken hemde… Yalandan kartı aldı ve hafifça büktü… Konu hakkında tartıştıktan sonra yine alttan alan taraf oldum. Filmi izlerken o uyudu, sabah işe gidecekti. O uyurken onun kardeşli ve sevgilisiyle müzik dinledik. “Eskimiş senelere” şarkısını ilk kez orda dinledim. Her dinlediğimde “Derinlere” dalıyorum… Bu da asla unutmayacaklarımdan… Uyandığında otomatik oynatma Hadiseyi çalmıştı, o “çok güzel kadın yaa” dedi. Benim hoşlanmadığım biri, hatta aksine midemi bulandıran biri. Bende “Ece Seçkin, Simge, Bengü” gibi gerçekten güzel olan insanların şarkıların açıp artık nispet yapmaya başlamıştım. Ve bariz bunların güzel olduğunu söylüyodum. Aslında orda beni kıskanıp bunu belli etmedine, hatta bana şiddet uygulamasına ihtiyacım vardı. Tabi ki anlamadı…

Neyse o işe gitti ben eve… Onun evinden çıkarken “O miltünetide cüzdana geri koydun fark etmedim sanma” dedim. “Nerde o kart?” dedim. “En alt sıranın en arkasında” dedim. Kartı çıkarıp ayakkabılığa fırlattı. Eminim eve geldiğinde o kartı alıp cüzdanına geri koymuştur.

09:03te “Evdeyim”, “Resim atimmi” dedim. “Yo” dedi. “Emin misin” dedim. “Evet” dedi. “Peki” dedim bende. “Uyumayı düşünmüyorum” diye ekledim ilgi beklerce… “Ne istersen yap” dedi. Bende “Peki hayatım” dedim.

Napıyosun falan derken 10:01 de “1 saate Kadıköy’e geçicem haberin olsun” dedim. “Neden ki” diye sordu merakla… “Sıkıldım evde”, “Uyumakta istemiyorum”, “Bi arkadaşımla buluşucam” dedim. “Tamam ne yapıcsınız” dedi. “Bilmem çay kahve içeriz heralde”, “Gerçi öğlen olur o zamana bişelerde yiyebiliriz” dedim. “Anladım hayatım” dedi. “Öyle” dedim. “Artık senin yanında kendimi iyi hissetmiyorum” dedi…

“Neden” dedim, bu beni hemen huzursun etmişti. Benimleyken mutlu olmasını istiyodum. “Kafamı karıştırıyorsun” dedi. “Ne gibi mesela” diye sorum. “Birbirimizden biraz uzak kalmalıyız” dedi….

Ne demek uzak kalmalıyız ya. Biz birbirimiz olmadan nefes alamazdık hani?

“Sürekli birbirimizle uğraşıyoruz”
“Bak tek taraflı değil”
” Sen yapıyorsun değil”
“Bu böyle devam ederse biz birbirimize zarar vereceğiz”
“Ben böyle bişey istemiyorum” diye sıraladı…

“Nasıl zarar mesela”, “Benim öyle bi niyetim yok” dedim safça… “Hayatımda bana trip atan bi insana alışık değilim, alışamam da” dedi.. “Bakışların halin tavrın değişiyor anında” dedi. “Kırılıyorum üzülüyorum düşünüyorum” dedim yine saf bi şekilde. Hiç aklıka gelmemişti ayrılık…

“Beni çıkart hayatından Ozaman”, “Ne kırılır be üzülür nede düşünürsün” dedi. “Beni hayatımda senin kadar mutlu eden kimse olmadı, aynı zamanda senin kadar kıranda olmadı ama ilginç bir şekilde küçücük mutlu edişlerin hepsini telafi ediyor” dedim. “Bu çok saçma”, “Ben böyle bi ilişkinin içinde olmak istemiyorum” dedi…,

“Ama beni sevdiğine inanmakta zorlanıyorum giderek özellikle son bi kaç gündür bu tarz düşüncelerin söylediklerin neden oluyor inanmadığını ve bana güvenmediğini de biliyorum ama ben seni çok başka seviyorum senden çok ama çok basit şeyler istiyorum karşılığında sana her konuda tam yetki veriyorum ama bana güvenmiyorsun sadece tek söylediğin kısıtlıyosun kısıtlıyosun ama hep aynı yerden bakıyorsun” dedim.

“Dün de konuştuk daha çok yeniyken birbirimizi kurup dökmeden üzmeden” dedi. “Gittiğin an beni öldürmekten beter edeceksin farkında mısın. Ben böylesine razıyım” dedim. “Ben değilim” dedi.

Telefona konuşmak istedim. “? Telefon” dedim. “Telefonda konuşmak için müsait değilim” dedi. Bende “B. bizim hiç bi sorunumuz yoktu.” dedim. “Benim var” dedi bana. Dün akşam yani 29 Ocak 2020 akşamı seviştiğim insan 30 Ocak 2020de bana ‘Benim sorunum var’ diyodu… Nasıl sinidirilir ki?

“Tek bir orospu evladı yüzünden 2 günde bu hale geldik”, “Ben sana söyledim bunda bi bok var dedim inat ettin”, “Kılını oynatmadan bitirdi bizi” dedim. “Kimse değil”, “Sen” dedi…

Ben seni sevmekten başka ne yaptım be?

Daha 12-13 saat önce sensiz yapamam diyodun be?

Bende öyleydim, onsuz yaşamak istemiyodum…..

“Ben ne ya”, “Ne yaptım ben, sadece sevdim” dedim. O ise “Senin düşüncelerin tavırların triplerin”, “Ben şunu çok çok çok iyi biliyorum ki”, “Bizim ilişkimiZin içinde cinsellik olmasa sen benimle zaten sevgili olmazdın” dedi… Cinsellik…. Hıh…. İlişkimizin cinsellikle başlamasına sebep olan sendin… Evet cinsellik önemli ama cinsellik benim için ‘iş görmek’ değil, sevgiyle ve aşkla gelen bi istek sadece… Ben bunu anlatamadım…

BEN SEVMEEDİĞİM BİRİYLE SEVİŞEMEM, hiç sevişmedim.

“Saçmalama B.” dedim, “Konuşacak bişey yok ki”, “Tartışmak ya da konuşmak istemiyorum”, “Fikrimi değiştirmek te istemiyorum” dedi…

Başkasına baktığında gözlerin kor olmaz mı?
Tabi susarsın, konuş! Kalmadı mı diyeceğin?
Gideceğin yeri geçtim adam değil gittiğin.
Şimdi aklındaki başka yanımdaki başka.
Cesur ol kahpelik değil göt gerek aşka.
Ölmen gerek yakında,
hani yokluğum ölüm ya

Bak kulağına küpe olsun herkese soyunma!
Hayat artık düşük tempo birazda alkol
Hangi amir çevirse, gel diyor; karakol.
Hep demek istiyorum kaybol cehennem ol
Ama ağzımdan çıkıyor, Allaha emanet ol “

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XXIX

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

27 Ocak 2020 09:06 Günaydııın sevgiliiiiim 😍
Böyle uyanmıştım 14:46da “Günaydın yaşama sebebim hayatımın anlamı 😍😘🤗” dedim hemen…

“ahh kalbim 😍” dedi 🙂 “Teşekkür ederim sevdiğim” diyerek günaydın mesajı için minnetimi dile getirmiştim. ve klasik hesap sormacaaaaaa “Yeni mi uyandın” dedi.

“Evet hayatım” dedim. “Kaçta uyudun” dedi……

Neyse, biraz saçma bi şarjlı diş fırçası muhabbetinden sonra… “Sen bilirsin hayatım 🤷‍♂” diye konuyu kapatıp “😘😘” iki tane öpücük almıştım. Resmen ödül maması verilen köpek gibi… Sevince anlamıyosun işte…

“Akşam gidiyoruz ?” dedi Eminönü’nü kast ederek, bende “Kendini iyi hissedersen evet” dedim. Yaşasınnnnn iki tane kalp gözlü emoji kazandım…. “😍😍”

“Aslında hiç iyi değilim ama yinede gitmek istiyorum” dedi.

19:04te aradım “Kaza yaptım” dedi, Hemen panikle “Nasıl kaza yaptın” dedim. “Motorun üstünde değilken” dedi. Benim hediye ettiğim geniş açı aynalarından birini kırmıştı… Pekte üzülmemişti sanki… Beraber sökücektik. Piçin biriyle birlikte sökmüş olduğunu sonradan öğrendim… Sonra Eminönü’nden vazgeçmişti yorgundu. Whatsapptan sorduğum soruya birlikte oturalım diye yanıt vermişti…

19:34te yanına varmıştım ve yine şarjı yoktu…………. Neyse ki son attığı story yüklenmişti! Tam şarjı biterken… Çok önemli lütfen ama!

Güzel zaman geçirmiştik, pide yedik. Çay içtik sohbet ettik. Gerçekten güzel bi gündü ama bugün bana “Ben sevgilimle eve çıkmak istemiyorum” dedi… Hiç unutmuyorum. Yine yapmıştı, beraber aldığımız bi kararı kendi başına değişmişti. Yine ve yeniden…!

Erken ayrıldık o gün. 21:54te “Evdeyim aşk” dedim, 22:04te “Bende aşk” dedi.

Bi kaç saçma muhabbet ve konuşmadan sonra;

Ben: “sana aşığıım laannnnnnn”
“B” :”Bende sana çooooook çooook çooooook aşığıııım çooook”
Ben: “offff özledim be”
“B” :”Bi şey sorabilir miyim”
Ben: “tabi”
“B” :”Sevgilim beni hangi anlamda özledin”
Ben: “her anlamda”
Ben: “bu nasıl bi soru ya”
“B” :”Güzel bi soru 😊”
“B” :”Neyini beğenmedin acaba 😀”
Ben: “ben seni hep yanımda istiyorum diyorum sen nasıl özledin hangi anlamda niye nasıl neden”
Ben: “her an özlüyorum seni”
“B” :”Benim canım sevgiliiim”
Ben: “kurban olduğumm”

Bu arada sonra yine saçma bi muhabbetle kan grubundan açıldı konu inanılmaz bi şekilde ikimizde birbirimizin kan grubu doğru bilmiştik. Onun A+ benim AB+ idi. Tabi benim kan grubumu kaskımdaki reflektif etiketlerden öğrenmişti orası ayrı 😀

Aynılarından alcaktı, bilmiyorum aldı mı… Bilmek isterdim…

“zaten sende A+ bi kadınsın :)” diye çok ince bi iltifat ettim “Yaaa 😍 ” diye karşılık aldım.

Mola vermem lazım ya, bilmek isterdim falan derken özlediğimi hissettim, sonra baş ederim sanıp bi cümle daha ekledim ama yok… Onsuz olmuyo hiç bişe… Hiç bişe yolunda değil… Bölüme sonra devam edicem…

“Defol hayatımdan der gibi, uzaklardan susar…
Geçimişi kusan, geçmişi yaşar…
Ve ben çoktan o sonsuz yolu seçmişim paşam…
Gariptir yaşam “O”nu elinden alıverir,
sonra sana kalem-kağıt, sayfalarca anı verir…”


Yazıyoruz işte…

“Hayatın bana öğrettiği tek şey adamsın; yavşak bile olsan, cebinde paran varsa…”

1 Hafta oldu ve ancak devam edebiliyorum… Hikayeyi bitirince kafayı yermiyim diye denedim, tahminen bittiğinde 1 hafta-10 gün gibi bi süre toparlanamam. Zaten hiç bi zaman tam anlamıyla toparlanamicam, hep izi kalacak…

En son “Yaaa” demişti… Bu arada hatırlatma geçeyim: Tarih 20 Ocak 2020

01:08de ben;

“Gerçekten”, “Sen harika bi kadınsın”, “Mükemmel birisin”

“Peki biraz daha açarsak”, “Neden ?”, “Mükemmel olduğumu düşünüyorsun” diye sordu. Bende “Bunun birçok sebebi var”, “Yüreğin temiz iyi niyetlisin her türlü durumu idare etmeyi biliyosun mesela” dedim. “Sende mükemmelsin” dedi. Değilim, ona da söyledim bunu ama inatla öyle olduğumu söyledi, benim gibi anlatamadığını söyledi.

“Bazı şeyler vardır sadece öyledir. Anlatılmaz”, “Anlatamazsın, kelimeler yetmez” dedim.

“Mutluyum seninle biliyorsun dimi” dedi ve şöyle devam etti konuşmamız:

Ben: “Öyle mi”
“B”: “Gerçekten”
Ben: “Bende seninle çok mutluyum aşkım”
Ben: “En güzel yanı da ne biliyo musun”
“B”: “Neymiş”
Ben: “Sorunlarımızı insan gibi oturup konuşarak çözebilmemiz anlaşabilmemiz”
“B”: “Sen çok iyi bir anlatıcısın”
Ben: “Teşekkür ederim 🙏”
Ben: “Objektif olmaya çalışırım genelde”
Ben: “Empati yaparım”
Ben: “Bi şarkı atcam dinlermisin şu an benden sana gelsin”
Ben: “Belki biliyosundur ama dinlemeni istiyorum”
“B”: “Dinlerim aşkım”
“B”: “Ama uyuyabilirim dinlerken”
Ben: “https://youtu.be/t4UdbmfIFAc
Ben: “Hareketli Aşkım”
“B”: “Dinledim”
Ben: “Biliyorum beraber dinledik”
Ben: “Ne düşünüyosun”
Ben: “İçimi deliyor hasret, çok acıtıyor
Söyle yapmasın
Bir de gülüyor içinden
Kendini bana vurdurtmasın

Bir bilsem sen de kızıyor musun?
Yoksa gezindin mi kalpten kalbe?
Sorgularım seni yanıltmasın
Sana iltimas bitmez bende

Yak söndür, sormam maksadın ne
Sağ olsun canın, durmam üzerinde
Yak söndür, sormam maksadın ne
Son bulsun hayat, bela gözlerinde…”
“B”: “Sana iltimas bitmez bende 👍🏻”

Ben :”Seni seviyorum 😘”
“B” :”Bende seni seviyorum ❤”
Ben :”https://www.youtube.com/watch?v=YqNqw4o-JBY
Ben :”mood :)”
“B” :”Yaa 😀”
Ben :”Ve her şeye tepki diye dünyaya gelmişsin
Nasıl zarafet Allah’ım çok güzelsin
Biraz kusur be bari olan var olmayan var
Ayarı yok harbi, kırk yılda bir gibisin”
“B” :”Güzel şarkı sevgilim”
Ben :”sana yetersiz”
Ben :”bu sözler bu kelimeler bu şarkılar”
Ben :”herşey yetersiz”
Ben :”seni anlatmaya yetecek hiç birşey yok”
Ben :”ne seni ne sana olan sevgimi”
“B” :”😍😍”
Ben :”https://www.youtube.com/watch?v=QVCrH-CDl_o
Ben :”Derine, derine, daha derine… ADINI KAZI DERİME…”
“B” :”Yaa aşkım”
Ben :”çek vur hançeri teslimim ellerine…”
Ben :”https://www.youtube.com/watch?v=_fTE4NFEPI0 😀”
“B” :”😀😀”
“B” :”Uyuycaaan m”
Ben :”Hoşunamı gidiyor? Beni sinir ediyor…”
Ben :”😀”
Ben :”peki sevdiğim”
“B” :”Seni çok seviyorum.”
“B” :”Erken uyu”
Ben :”seni çok seviyorum iyi uykular canımın içi iyiki varsınnnnnnnnnnnnn canımın en en en içiii”
“B” :”😍😘😘”
“B” :”İyi gecelerr”
Ben :”😘😘”
Ben :”:)”

O gece uyuyacaktım, bişeler gördüm sinirim bozuldu uyuyamadım. Burayı şimdilik geçiyorum. 08:34te aradım onu uyandırmak için, Uyandığından emin olduktan sonra “Sen şimdi uyandın mı?” dedim “Evet” dedi. “O zaman benim güneşim şimdi doğdu” dedim, “Aaa” dedi ve güldü. Bu sefer “Seni çok seviyorum” dedidiğimde aldığım karşılık sadece “Bende” oldu…

Şu sinirlendiğim konu bi motovlogda yer almış olması ve o videoda adım adım evinin belli olmasıydı… Biraz konuştuktan sonra saldım ama içim içimi yedi hep bu konuda…

Uyandığımda canım sıkkındı, çünkü uyanır uyanmaz videoya baktım ve hala duruyodu. Canımın sıkkın olduğunu anladı konuşmamdan ama bundan olduğunu anlamamıştı. Zaten beni hiç anlamamış… Ben onu hesapsız, kitapsız sevdim. O tam tersini düşündü hep…

“Gezdim seni sokak sokak,
Valla’ yok hesap kitap…
İçimde avaz avaz,
Yan yan yan benimle!
Uzun yola gider gibi,
Bakma öyle yüzüme…
Aman cancağazım etme.
Sırtımda uzun hırka gibi gece,
Yârenlik etmez kaytarır hece,
Hatıra oturmuş kalkmaz hâlden anlamaz!
Derya deniz düşünce…”

Neden canımın sıkkın olduğunu öğrenme konusunda ısrar etti, “Ben söyledim zaten” dedim. “Ha bu konu” dedi sanki halletmişizde ben takılıyormuşum gibi… “Kısıtlanıyorum” dedi???

Ben :”Ne alakası var ya”
“B” :”Fikirlerim düşüncelerim her anlamda kısıtlanıyorum”
Ben :”Bir videoyu kaldırtmanı istedim diyemi”
“B” :”Sen kaldırmamı istedin ve bende beni rahatsız etmediğini söyledim”
Ben :”Tamam karışmıyorum git bi kaç video daha çekin beraber. Bu sefer daireyi de koysun videoya..”
“B” :”Offf”
Ben :”Tamam ya cidden karışmıyorum”
“B” :”Neden küçüçük meselelerin kendini ve bizi huzursuz etmesine izin veriyorsun”
Ben :”Konuyu kapatır mısın”
“B” :”Kapattık zaten de”
“B” :”Benim sorduğum soru başka”
“B” :”Neyse”
“B” :”Akşam için var mı bi planımız”
Ben :”Henüz yok”
“B” :”Görüşecekmiyiz”
Ben :”İstiyorsan”
“B” :”sen istemiyor girişimde sanki”
“B” :”Ben istemeden kızdırmışım seni sanki”
“B” :”Şey yapalım önce ben bi eve gideyim”
Ben :”Ben sana kızgında olsam yanımda ol isterim”
Ben :”Her zaman bu”
“B” :”😘😘”
Ben :”Seni çok seviyorum 😞”
“B” :”Aşkım bende seniii çok seviyorum çoook çok”

Bi kaç saat sonra “Napıyosun” dedim, eve gitmek için hazırlanıyodu ve 19:35te “Evdeyim” dedi. “Göğsünde uyumayı dünyanın en rahat yastığına değişmem” dedim, “Bende değişmem sevgilim 😍” dedi. Değişiliyormuş demekki… Çok basit bi şekilde değiştin ya hani sen… Telefon ettim biraz konuştuk “Hava çok soğuk bugün buluşmasak mı?” dedi. Akşam planımız var mı diye soran oydu davetkar bi dille…

Eve gitti, pijamalarını giydi, yemeğini yedi, kahvesini içip, dizisini izledi, ara ara da olsa yazıyodu bana… 21:07de aradım. Çünkü görüldü atmıştı bana ve 5 dakka geçmişti… “Aşkıııım tam yazıyodum” dedi… Durumu tartıştıktan sonra kıvırmaya çalıştı ama beceremedi, “Sen bana bu yüzden kızıyo musun” dedi… Görüldü attığı mesaj için “Görmedim” dedi… Biraz konuştuktan sonra “Sabah yaptığın şey canımı sıktı” dedi. Sonrada “Ben kapatmaya çalıştıkça konuyu açıyosun” dedi. Kendi açtı konuyu… Ve yine konu o video ya bağlandı… Tekrar açıkladım bu durumun beni rahatsız ettiğini “Ne olacak” diye tepki verdi… Kendisi rahatsızlık duymuyomuş… “Özür dilerim seni düşündüğüm için” dedim. “Ben kendimi düşünebilcek yaştayım” dedi. Bunu çok kez anlattım, kendini düşünemeyecek olduğun için değil seni sevdiğim için dedim. Anlamadı. “Tamam” dedim. Tekrar anlatacak halim kalmamıştı…

“Senden bişe rica edebilirmiyim?” dedi, “Evet” dedim. “Benim hayatımdaki en önemli kişi sensin, kesinlikle sensin. Senden daha özel biri benim için yok. Bu çok net ama benim hayatım senden ibaret değil. Sen hayatımın merkezindesin ama onlarda olucaklar” dedi daha önce bana “Beni hayatının merkezine koyma” diyen kadın…

Sustum… Ben onu böyle severken düşünürken bunu böyle yorumlaması beni derinden yaraladı, sadece sustum. “Bi şey söylemicekmisin?” dedi “Aynı şeyleri tekrar konuşmak istemiyorum” dedim. “Tamam o zaman kapatıyorum, görüşürüz.” dedi.

21:26da mesaj attı bana “Sen susunca ben çok sinirleniyorum.” dedi. “”KÜÇÜCÜK” diye bahsettiğin şeyleri sırf ben istediğim için yapmadığını görüncede ben sinirleniyorum.” dedim bende. Sadece “🤷🏻‍♀” emojisini yolladı…

Sonra “dizi bitince haber verirmisin” dedim aramak için. Biraz konuştuktan sonra beklemeye geçtim “Bitti” dedi.

“ne bitti” dedim, kan beynime çıkmıştı. Başımdan aşağı kaynar sular dökülür gibi yanmaya başlamıştım.
“Dizi” dedi…
“o zaman öyle yaz”,”o kelimeyi tek başına kullanma bana” dedim, sinirlenmiştim, ödüm kopmuştu tam anlamıyla. Manyaktı yapardı öyle şeyler. Kafasında kurup, düşünüp pat diye bitti diyebilir, ilişkimizi bitirebilirdi. 2 gün sonrada tam olarak öyle yapmıştı zaten…

“Ya tamam”, “Tmm sevgilim” dedi. Bende aradım. Aramak için dizisinin bitmesini bekliyodum…

22:53te aradım. Bi logo tasarlamam gerekiyodu müşteri için ama hiç fikrim yoktu, bunu konuştuk biraz, sonuç çıkmadı… “Benim önce zihnimi boşaltmam lazım” dedim. “Vidyo meselesi mi?” dedi, “O da var…” dedim… “Ben kendim halledicem onu” diye ekledim…

“Yanımda olsan daha iyi olacağını biliyosun dimi” dedi, “Muhtemelen”, “Sen beni 1 saniyede sakinleştirebilen tek insansın” dedim… Sonra acemi motosiklet sürücülüğü üzerine konuştuk, hiç bi zaman takmadığı tavsiyelerimi verdim ona… Sonra arkada çalan şarkıyı söyledim “Serenat mı yapıyosun” dedi. “Evet” dedim, “Banane ben uzaktan serenat kabul etmiyorum” dedi, “Tamam geliyorum” dedim, “Ama şey, gelme komşular falan rahatsız olur” dedi… Yarın görüşmek için sözleştik… “Şu an böyle durgun olmanın en büyük nedeni ne doğru düzgün cevap ver” dedi. Bende anlattım ve en büyük neden olarak vidyoyu gösterdim. Gerçekten öyleydi, kafama takmıştım. Detaylıca anlattım yeniden… Uzunca… Adresinin nasıl kolayca bulunabileceğini anlattım…

Kısıtlanmış hissediyomuş kendini… Böyle basit bişe istedim diye… “Sen öyle düşünüyosan diyecek bişeyim yok” dedim. Konuyu kapatmak istedim. Bu konuşmada birinin kendini Beşiktaşa davet ettiğini ve bana sormadan benim hayır diyeceğimi düşünerek gelemem demiş olduğunu öğrendim. Halbuki sorsa evet deme ihtimalimde vardı. Kendisi beni kafasında kalıplaştırıp, beni kötü ve olumsuz olarak gösteriyodu kendine… Artık bende “Karışmıyorum sana ne yaparsan yap, istediğin yere git, istediğinle görüş” dedim. “Hayır ben böyle istemiyorum” dedi… Yahu sen ne istiyosun?

“Bi insanı kısıtlamazsan o insan sana asla yanlış yapmaz” dedi kendisi için… Bu cümleyi unutmayın hikayenin sonunda lazım olacak… Öyle bi yanlış yaptı ki… Teşekkür ettim böyle düşündüğü için “Ben seni hep düşünüyorum” dedi… Yalan… İnanmıyorum artık…

“Her an her zaman birlikte olcağımız günlerde gelcek hatta benden sıkılıp bi git diceğin günlerde gelcek” dedi. “Ya olmazsa” dedim tekrar tekrar “Olucak!” dedi bi kaç kez böyle atıştıktan sonra özlemimi dile getirdim… Onu kaybetmekten korktuğumu ve kıskandığımı anlattım… “Bazen o kadar hoşuma gidiyoki kıskanman, bazen de korkuyorum. Kısıtlanmaktan korkuyorum, ben neden böyle bi ilişkiye girdim. Hazır değildim” dedi. “Ben hazır mıydım, değildim ama bi anda hazır oldum” dedim. “Pişman mısın?” dedi “Hiç değilim!” dedim. “Pişman olursan söyle” dedi. “Neden” dedim “Söyle işte” dedi. Bende “Zamanlaman o kadar kötü ki ben şunu anlıyorum; ‘Ben neden onlayım’ diye sorgulamaya başlarsan söyle bende sorgulayayım, ben zaten fırsat arıyorum, ayrılalım diye düşündüğünü anlıyorum” dedim. Cidden öyleymiş. Sesi kısılarak “Öyle değil” dedi. Ama öyleymiş… “Zorla yanımda olma” demek istemiş… “Ben seni zorluyo muyum?” dedim. “Gerçekten seninle mutlu ve huzurlu olduğum için senin yanındayım” dedi. Biz bunları konuşurken arkada çalan şarkı geleceği görür gibi:

“Birden ay ışığını kesti,
bir de sen çok değiştin.
Yaşananlar hiç yaşanmamış gibi,
söylenenler hiç söylenmemiş gibi…
Bir de sen karşıma geçtin,
başka biri var, biri var dedin!…
İnanamadım bittiğine,
inanamadım gittiğine…”

Biraz konuştuktan sonra vidyoyla ilgili içimde kalanları söylemek istedim ve konuştuk. “Aşkım, şöyle bişey var biz burdan taşıncaz” dedi. Konuşma biraz daha sürdü. Biraz tartıştıktan sonra ” Ben seni çok iyi anlıyorum” dedi. Konuşmanın 65. dakkasında “Tamam ben bu vidyoyu kaldırtıcam…..” derken gurur yapıp “Hayır kaldırtma” dedim yinede kaldırtacağını umuyodum. “…ama sonra kendimi mutsuz hissedicem” diye bitirdi cümlesini. “Kendime verdiğim sözleri tutamamış hissedicem” dedi. “Kaldırtma” dedim içim yanarak. “İstemiyorum artık, bi önemi kalmadı. Kendimi koca bi gün boyunca değersiz hissettim artık anlamı yok kıymeti yok çok önemli değil” dedim. “Ama aşkım…” dedi, “Tamam önemli değil” dedim…

“Hani insan kendiyle konuşurda…” dedi ve ben devamını anlayıp “Bende kendime milyon kez kimseye iyi niyet gösterme dedim ama lanet olsun yapamıyorum. Bunun suçlusu kim? Benim. Kimseyi suçlamaya gerek yok, ama sen kendine günah keçisi arıyosan o başka” dedim. “İnsanlar insanların değşmesinden hoşlanmaz…” diye başayıp konuyu psikolojiye bağladık…

Bazen hala berabermişiz gibi geliyo biliyomusunuz… Çok zor her ayrılık zor… Sevgiyi bitirmek, içine işleyen ‘o’ nun oluştuğu büyük yerin o gidince oluşturduğu boşluk ancak ‘dipsiz kuyu’ diye tanımlanabilir…

Sonra konuşma regl gecikmesine bağlandı… Son sevişmemişden önceki seferde hap alcam demişti, almış. “Hamile miyim yoksa” esprileride böylece başlamış oldu. “Bazen herşeyimi bilmen beni korkutuyo” dedi. “Neden” dedim. “Çünkü sen çok hassas bi insansın” dedi. Bunu bile bile yaptın ya hiç bişe demiyorum sana ben…

“Ben senin her şeyini takip ederim, sadece sen yanımda ol yeter” dedim. “Biliyorum” dedi… Biraz daha konuştuktan sonra “Bu arada izin de silinmeye başladı” dedim, ilk sevişmemizden kalan boynumdaki izi kast ederek… “silinmez yaa” dedi. “Silindi işte, demekki daha derine yapcaksın, gerekiyosa ısırıcaksın kanatacaksın ama kalıcısını yapcaksın” dedim. “Kıyamam” dedi. Gerçekten ondan bi iz taşımak hoşuma gidiyodu, bilmezdim içimde kalıcı iz bırakacağını…!

“Bilmezdim bu derdin, seni yolundan,
Beni solumdan, edeceğini.
Bilmezdim en sessiz yanımdan,
Yağmuruna kan terleyeceğimi.
Bilmezdim çok yanlarımın,
Az yanımla, yetineceğini.
Uzaklarımın, yakınlığım,
Yakınlığımın uzaklara gönül vereceğini.”

ve

Yoksa küs müsün bana?
Dilime ikâmet edenim.
Dargınsak eğer,
Üç günü geçeli aylar oluyor haberin olsun.

Ve bu ara yanık kokulu rüzgarlar çarpıyor yüzüme.
Beni soluğumdan tutuyor üşümelerim.
Boğazıma yapışmış sıtmalı kelimeler.
En yakın sağda park’a çektiler kendilerini.
Söz dinlemez oldu sözler.
Adına sır diyorlar sevmelerin.
Gürültülü harflerin sükûta izdivaç ediyorlar.
Mahrem duygularını telveye terk ediyorlar hani.
Yorulmadın mı dilimden sessiz çığlığım?
Senin yerin dağınıklığım,
Toparla kendimi…

Neyse, inanmıştım… “Seni çok seviyorum” dedim. “Bende” dedi… Ve o lanet kedisi odasına gelmişti “Gel aşkım” dedi. Başka bi varlığa “Aşkım” diye hitab etmesi beni çileden çıkarıyodu… Ayrıca yeri gelmişken lezbiyen olmayan kadınların birbirine Aşkım demesini sikim! Bi erkek erkeğe dese? Sonra eşitlik diye yırtınırsınız… Gerçekten bunu düşünebilen kadınları tenzih ediyorum… Hatta kadınların sevdiği her boka Aşkım demesini sikim…

Ben özlemimi anlattım “öpmek koklamak istiyorum, sensiz olmaya hiç tahammülüm yok” dedim. “Doğrudur. Birini sevmek böyle bişey” dedi kısı bi ses tonuyla… Aslında sevmediği o kadar açıkmış ki, anlamamışım… Benim gerçekten sevdiğimin bilincinde olup beni sevemediğini bi kere daha fark ettim bu hikayemi yazarken…

Bu konuşmada üç yada dördüncü buluşmamızda bana aşık olduğunu anlattı… İlişkimiz biterken… Bende bastırdığım duygularımdan bahsettim. “Seni kaybetmemek için yapamicam şey yok, seni gerçekten çok seviyorum” dedim, “Bunu zaten çok iyi biliyorum. Hep diyorum, ‘Murat beni gerçekten seviyo’ evet ben seni seviyorum ama senin beni seviyo olman benim için gerçekten çok önemli” dedi. “Bazen çok emin oluyorum bezen kafam soru işaretleriyle doluyo” diye ekledi. “Kafanın içindeki her türlü soru işaretini, küçük-büyük hepsini bilmek istiyorum” dedim, “Şu anda yok” dedi. “Olduğu zaman sor, kafanda bekletip kendini yorma lütfen sor” dedim. “Tamam hayatım” dedi. Açık konuşmak gerekirse burdaki ‘hayatım’ kelime çok ama çok hoşuma gitmiş, beni çok mutlu etmişti nedenini bilmiyorum ama bunu yazarken aynı heyecanı yeniden yaşayacak kadar mutlu olmuştum. Acısıyla tabi…

Duş alması gerektiğini ve üşendiğini söyledi bende “Peki şu an napim” dedim. “Beni al duşa götür” dedi. “Yemain ederim yanında olsam seni kucağıma alır duşa götürür hatta yıkardım” dedim. “Seni çok seviyorum” dedi. “Bende seni seviyorum, bana hiç tatmadığım duyguları tattırıyosun” dedim. “Abartma, ben sorunlu manyak insanın tekiyim ya” dedi. “Sen benim için dünyanın en güzel insanısın” dedim. “Şimdi sana bişe göstercem” dedim ve Türkiye güzeli olarak ciddi dereceye girmiş bi kadın arkadaşımın resmini gönderip ” Şimdi bu kadın sence nasıl güzel mi çirkin mi?” diye sordum. “Bacakları güzel, yani çirkin değil hatta güzel” dedi. “Bu kim biliyomusun?” dedim, “Kim” dedi ve ben arkadaşım olduğunu ve Türkiye güzeli olduğunu söyledim. Biraz kıskanmış olacakki “O kadar da güzel değil” dedi. Bu kişinin beni davet ettiğini ve o akşam onunla olacağım için reddettiğimi anlattım, ilgimi çekmediğinden bahsettim. “Deliyim, manyağım, çirkinim falan diyosun ya, o bana öyle gelmiyo işte. Sen bana kainatın güzelisin. Sana bütün dünya çirkin desin sen bneim gözümde dünyanın en güzel insanısın anlıyomusun?” dedim. “Anlıyorum” dedi kısık bi ses tonuyla muhtemelen kızarmıştı. “Bütün sorunlarınla olduğun gibi seviyorum seni” dedim. “Çok kilo aldım” dedi. Ben fark etmedim. Çünkü kilosuyla ilgilenmiyodum, onu gerçekten seviyodum. “74” dedi. Daha önce bana 75 olduğunu söylemişti, salak kilo vermiş ama kilo aldığını sanıyo… Arkadaşı kilo aldın demiş… Yani benim lafımdan önemli onun dediği…

Bende o arkadaşının sevgilisi olmadığı için kıskandığını söyledim. İnatla arkadaşını savundu… “Kötü niyetli değil” dedi… “Benim yeşil fularım sende mi” dedi, geri istedi. “Vermem, hatırası var” dedim. Yenisini almayı planlamıştık. “Ama kullanmaya kıyamayabilirim sen aldığın için” dedi. “O zaman benimde niye geri vermediğimi anla” dedim. Sonra banyoya girmek üzere kapattı telefonu.

2 saat 10 dakka konuştuk…

Saat 00:47de kapattık telefonu.

Saat 1:20de “aşkııımmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm” yazdım ona… “duş aldınmı” dedim.

“Alıcam” dedi. “yarım saattir napıyosun” diye sordum. “İşlerim. Vardı aşk” dedi. Bana telefonu kapatırken “şimdi ben kalkıp emin adımlarla duşa yüricem” demişti. O gece bi işlem için bi kimlik bilgisine ihtiyacım vardı ve bunu ona söyledim, bana kimlik fotoğrafını attı. Ben işlemi yaparken o duşa girmişti. İçimden gelerek ona “sen benim aşkımsın kadınımsın herşeyimsin biliyosun dimi” dedim. duştan çıkıp “Biliyoruuum 😍 sende benim herşeyimsin” dedi. “sıhatler olsuunnnn aşşşşkıııımmmmmmmm” dedim.

Sonra biraz konuştuk ayrı eve çıkmayı falan… “Heyecanlanıyorum, Hemen olsun istiyorum, ben hiç bişe düşünmeden sana sarılmak istiyorum” dedim. “Bununda farkındayım”, ” Bende çok istiyorum ” dedi…. “Ama zaman” diye ekledi. “😞 Geçsin o zaman yeter” dedim, “Geçecek😍” dedi. “Benim canım sevgilim 🥰” dedi. Alakasız bi konuya döndükten sonra alakasız bi şekilde “Ve sen çok güzelsin 😍”, “Ama çok” dedim. Bunlar iltifat falan değildi, içimden geçenlerdi… “Bak böyle sürekli iltifat edersen şımarırım”, “Çok şımarırım 😜” dedi. “Biliyorum 😃”, “Ama şöyle bi detay var”, “Bu iltifat değil gerçek”, “Sadece olanı söyledim gördüğümü” dedim. “😍😍” diye karşılık verdi.

“Peki ya benim sende görüpde anlatamadıklarım”
” İçimi eriten gözlerin❤”
” Napcaz onları” diye sıraladım mesajları. Hoşuma gitmedi değil aslında gerçekten içim kaynamaya başladı… Yanımda olsa muhtemelen aşırı sevgiden ısırırdım…

“Senin gözlerin farklı mı sanıyosun ☹”
“İçinde kayboluyorum lan 😞”
“Çok güzeller”
“Bakmaya doyamıyorum❤” dedim.

“Bunlar hep aşktan 😍”, “Seni çok seviyorum çok” dedi. “Bende seni çok ama çok ama çok seviyorum aşkım” dedim.

“Seni çok seviyorum ve çok özledim net”, “Ve senden asla sıkılmayacağım asla bıkmayacağım” dedim biraz boş laftan sonra… Sizi sevmeyen, istemediğini söyleyen birini bırakmamak mümkün değilmiş…

“Asla mı” diye sordu ” gün sonra beni terk edecek kadın…

“Asla”, “Sen beni sev yanımda ol ben senden bıkmam”, “Aşkım benim uyudunmu”, “İyi uykular aşkım iyiki varsın kurban olduğum seni herşeyden çok seviyorum kendimden bile çok seni seviyorum ve seni o kadar çok seviyorum ki anlatamıyorum hatta biraz bile kendimi seviyosam seni sevdiğim içindir sonuç olarak seni çok seviyorum aşkım sana aşığım kadınım 😘😘” diye yazdım uyuyakaldığını düşünüp.

Sabah 10:59da “Sen ne yaptın Ya böyle bu Nası bişey 😍😍” diye karşılık vermiş hayatımı altüst eden kadın. Tabi 20 Ocak 2019 olmuştu tarih bu arada…

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XXVIII

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

26 Ocak 2020 12:41 “Bana kendimi bok gibi değersiz hissettirdiğin için teşekkürler 👍🏻 sana iyi uykular”

Evet doğru tahmin ettiniz. Sabah erken gitmek istedi ama ben önceki günde hiç uyumadığım için uyanamamış ve onuda uyandırmamıştım. Tek sorun buydu… Ve 12:41 itibariyle eve gitmiş olmasıydı… Bu mesajdan sonra onlarca mesaj attım ama hiç birine cevap vermedi… Ne söylediysem, ne yaptıysam olmadı… Bu kadar kızmasının sebebi kendi değimiyle gününün çöp olmasıydı…

17:44 “Kadıköye geçiyorum arkadaşımla buluştum”, “Aramızda ki meseleleri sonraya saklayabiliriz”, “Bu gün iyi bi gün geçirmek istiyorum” dedi.

“Bana sürekli aynı şeyleri yaşatıyorsun”, “Sürekli kafamı karıştırıyorsun”, “İçine sıçıp bırakıyosun.”, “Hedefin akıl sağlığımı kaçırmamsa katkısı oluyor haberin olsun” dedim. Cevap vermedi dışarı çıktım tam gaz motosiklete bindim sinirimi çıkarmak için…

19:16da “Benim sana hiç birsey yaptığım yok” demiş. Görmemiştim. Daha doğrusu bakmıyodum telefona” 21:57de “Ben evdeyim” yazdı.

Beni aramıştı bende 22:56da onu aradım. Hiç bişe yokmuş gibi “Napıyosun” dedi. “Merak ettiğim için aramıştım” dedi. “İlginç” dedim… Hani nasıl olduda merak ettin, bu saate kadar merak etmedinde? “Ben sabahtan beri nolduğunu düşünüyorum, farkındamısın” dedim “Değilim yok” dedi. “Sen çıkıp geziyosun,ben burda düşünüyorum” dedim. “Evden çıktığımda sana çok sinirliydim, bişe yazmak istemedim, yazsaydım kötü şeyler yazardım” dedi. “Ben sana ne yaptım?” dedim. “UYANMADIN” dedi… Uyanmadın ne ya? “Güzel eğlendin mi arkadaşınla!?!” dedim. “Hayır” dedi. 20 saat yazmadı bana ya 20 saat… Ve bana “bi daha asla gelmicem” dedi… Bi kaç dakka susmuştum sanırım. “Tamam” dedim… Ne diyebilirdim ki? “Tamam deme” dedi, “ne diyim” dedim. “Deme bişe” dedi… “Sonra konuşalım” dedim. “Konuşmayalım” dedi…

23:57de “Hayatında olmasam ne değişir”, “Ne farkeder”, “Seni çok seviyorum ama Bana iyi gelmiyorsun”dedi.

“nerden çıktı bu saçmalık”, “kim kafanı karıştırdı” dedim. “Sen ciddi misin yaa” dedi. Ama haklıydım. Biri kafasını karıştırmıştı.

“düne kadar her an bana iyi geliyosun diyen insan birden bire neden bana iyi değilmiyosun diyor şimdi” dedim.

Verdiği cevap; “Söyleyecek bişe bulamıyorum”.

“Gerçekten”, “Yanında mutluyum”, “Yanında olmak gerçekten bana iyi geliyor”

Be gerizekalı yanımda olmak iyi geliyodu da sen ne zaman istedinde yanımda olmadın… Hep birlikte kalsaydık, birlikte uyuyup uyansaydık… Hayırmı dedim?

“evet gecede bana beni çok mutlu ettin biliyomusun demiştin”
“ama şimdi sadece kalkamadım diye, yanımda kalmanı çok istedim diye benden ayrılmayı görüşmemeyi düşünüyosun”
“bence sen bu saçma düşüncelerini bi gözden geçir”
“ben sen kötü ol kötü hisset diye bişe yapmadım” dedim.

“Başım çok ağrıyor”, “Benim kafamı senden başka karıştıran kimse yok” dedi. “Benimde” dedim…

“Yanımda olmanı istediğim hiç bir an yanımda değilsin” dedi. Bende sinirlendim çünkü konuşmuştuk bunu;

“direkt söyle bana”
“lafı dolandırma”
“şu an bile”
“yanımda olmanı istiyorum gel de”
“geleyim”
“ama kalkıp bana iyi gelmiyosun deme” dedim ve saat 00:04tü…

“Ben sürekli seni düşünmek zorunda değilim tamam mı” dedi. Ne demekti bu? Kendi düşünceleriyle çatışıp acısını bana ödetiyodu sadece…

“ben kendimi suçlamaya başlarsam, buna ikna olup savunmayı bile bırakırsam bi ömür bunun acısını yaşarım”, “bunu mu istiyosun” dedim. “Hayır” dedi.

“kendimi savunmak zorunda bırakma beni artık.”
“yanında olmamı istiyosan direkt söyle”
“yada başka bişey”
“yüzük için bile mesela gece döyledim sana”
“bekleme, söyle dedim” (Yüzük takmaya başlamıştım, düz yüzük. Aidiyet duygusuyla… Elele tutuşurken “yüzüğün acıtıyo” demişti. Hemen çıkarmıştım önceki gece…)

“Yaa Tamam” dedi.

“ben en az 1 hafta kendimi sorgulayacağım nerde hata yaptım nasıl daha iyisini yapabilirim diye çok teşekkür ederim”
“sonra murat içme murat sahile gitme murat stilizan içme”
“muratın allah belasını versi,nde artık herkes kurtulsun yeter” dedim.

“Murat tamam”, “Off” dedi…

“sırf senin korkuların tedirginliklerin var diye beni suçluyosun. bunu anlamadımmı sanıyosun” dedim.

“800 mlt yağ al gelde yağımı değiştirelim” dedi… Yumuşadım hemen salak gibi… Kıyamıyorum işte, hemen affediyorum…

O gün yağını değiştik otoparkta. O güne dair çok net hatırladığım bişey var, haftalardır takamadığımız bi şerif led vardı onu bağlamak için bağlantı noktalarını tespit etmeye çalışıyodum. Saat 04:00e geliyodu… Sabah işe gidicekti. Kolumdan hafifçe tutup, “Aşkım, tamam sonra yapalım. Çok güzel oldu böyle” deyip, birde gülüşü vardı ki… OOOFFFF OFFFF…. Sormayın…

Bi de sonraki akşam Eminönü’ne gidiceğini söyledi bana, beraber gidelim dedik. Sonra eve gittim ve mesajlar şöyle devam etti…

Ben: “Bu Eminönü bu gün mü belli oldu”
“B”: “Perşembe belli oldu aslında”
“B”: “Oerşembe gelicem dedim”
Ben: “Niye haberim yok”
“B”: ” Cumartesi tekrar konuştuk vazgeçtim dedim”
“B”: ” Kararsızdım da ondan”
Ben: ” Ben böyle bi konuda kararsız kalınca sana danışıyorum ama”
“B”: ” Ama ben senin cevabını biliyordum”
Ben: ” Sorsan nolurdu”
“B”: ” Gitme derdin”
“B”: “Zaten anni bi kararla gideceğime karar vermiştim”
Ben: ” Ne diyeceğim önemli değil”
Ben: ” Fikirlerime düşünceme saygı duyup duymaman konu”
“B”: ” Haklısın”
“B”: ” Bu saygısızlık gibi görünüyor olabilir”
“B”: ” Ama bunu en başında konuştuk”
Ben: ” Her ne kadar seni sevsemde seni kısıtlamak istemesemde bende bir insanım
Ben: ” Konuştuk, peki sen düzeltmek için ne yaptın”
Ben: ” Biraz bile olsa”
“B”: “Hiç bişey
“B”: “Çünkü”
“B”: ” Ben tam 2 yıl boyunca kısıtlanarak yaşadım ve kaybettiğim 2 yıl sonrasında benim en ufak bi kısıtlanmaya bile tahammülüm yok bunu zamanla aşabilir miyim bilmiyorum”
Ben: ” Amacım seni kısıtlamak değil”
Ben: ” gitmeni istemediğimi çok iyi biliyosun”
Ben: ” Ama git dedim”
Ben: ” İçime sinmedi”
Ben: ” Beraber gidelim dedim”
Ben: ” Sırf seni kısıtlamamak için”
“B”: ” Amacın kısıtlamak olmadığını biliyorum ama gitme demen beni sinerlendiriyor”
“B”: ” Beraber gidelim yine sorun yok”
Ben: ” Benim zorum ne? Eminönü nde ne işim vat benim”
Ben: ” Sırf sen istiyosun diye “
“B”: ” Ama içine sinmeyen ne ?”
Ben: ” Eminönü uzak olduğu için”
Ben: ” Bugün kü ve geçenki erkek olduğu için 🙄”
Ben: ” Ama hiç birine gitme demedim bak”
Ben: ” Bugün kalkıp ben Kadıköye şunla gidicem gidebilir miyim diye izin isteseydin yine git derdim”
Ben: “Bana kalkıp Ümraniyedeyim Kadıköy deyim demenin hiç bir kıymeti yok ben gökhanla dışarı çıktım sana optimumdayım dedim Kadıköydeyim demedim.”

Biraz tartıştıktan sonra saçma sapan arkadaşlarından falan konuştuk. Gideceği yeri son anda söylemesini falan konuştuk ve buna tepki göstererek dedim ki;

“Ulan belki ben o güne plan yaptım yada benim o an sana ihtiyacım var”
“Ben sana hevesle yazıcam hadi gel görüşelim”
“Senin cevabın: arkadaşımla Kadıköydeyim.”
“Aman ne hoş”
“Haklısın” diyebildi… uslubuma takılarak. Sanki ben durduk yere sinirlenmişim…

Bi kaç saçma konuşmadan sonra unutamadığım;

Ben: “Çağırsan gelirdim…”
“B”: ” Biliyorum. Ama o an ihtiyacım olan sen değildin sana olan sinirimin geçmesi gerekiyordu”
Ben: ” “İhtiyacım olan sen değildin.”
Ben: “Bunu hiç bi zaman unutmayacağım”

İşler boka sarınca 04:16da beni aradı. Bu görüşmede “O” erkek çocukluk arkadaşıyla ‘sözde’ bi daha görüşmeyeceğini de öğrenmiştim. Ayrıldıktan sonra öğrenecektim herşeyi… Ve bu görüşmede bütün arkadaşlarıyla tanışmama karar vermiştik birlikte… Hala tanışıcaz… “Arkadaşınla dışarı çıkman beni rahatsız etmez, mutlu eder” demişti… Bu cümleyi de yazın kenara… Uzun ve derin konulardan sonra “Aldatılmaktan mı korkuyosun” dedi. Detaylıca izah ederek onayladım sorduğu soruyu… Onun bunu bildiğinide kenara yazın… “Ben aynı şeyleri tekrar yaşamak istemiyorum” dedim. “Haklısın” dedi… Dediğim herşeye haklısın dedi de bi kaç gün sonra terk edecekti beni.

05:12de “Yaa sen canımın içinin de içii olabilir misin” e bağlamıştık. Bizim konuşup çözemeyeceğimiz hiç bişe yoktu ama en son konuşmamayı tercih etti ve gitti işte. Neyse az kaldı hikayenin sonunu bekleyin…

(DEVAMI)