Biri için ölmek… XXV

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

” Ertesi gün akşam uyandım, moralim bozuktu, uyanmak istememiştim… ” demiştim önceki bölümde…

Hatırlatayım; Tarih 22 Ocak 2020, benim bu yazıyı yazdığımdan tam 1 ay önce… Saat 21:48. “Sanırım hala kendine gelmeye çalışıyorsun” dedi. “Hala kendimi iyi hissetmiyorum” dedim. Kendimi gerçekten hem bedenen, hem ruhen kötü hissediyodum…

“Dışarı çıkıcam biraz” dedim… “Biraz deniz havası alayım” dedim. “Ama ille de gidicem diyorsan motosikleti Bırak git” dedi. “Motosikletle gitmek istiyorum” dedim. “Gitme orman havası al” dedi bana…

“Ben zaten bi ormanda kayboldum.” ,”Denize gidip ufku görmem lazım…” diye karşılık verdim. Bu belirsizlik, bu duygularla savaşmak beni gerçekten çok ama çok yormuştu…

“10 dakikaya buluşuyoruz” dedi, emredercesine…

“Emreder gibi bakışlar, sevginiz yok!”

“Peki” dedim… Saat 22:41 olmuştu. Buluşmak istediği yere gittim. Bu arada iki ufak yuvarlamıştım… Gerginliğimden kurtulmalıydım sadece… Aldı beni her zamanki yere götürdü. Hala gergindim çünkü bana sarılmamıştı… Oysa bi kere sarılsa şöyle içten dolu dolu, bütün stresim geçecekti…

Sonra o beni eve bırakmaya kalkıştı ama siteye geldiğimizde gitmiyim diye motosikletimin anahtarınıda aldı. Biraz oturalım dedik… Benimle ilgileniyodu, biraz da olsa sakinleşmiştim. Biraz dertleştik işte hafiften… Sonra bi sarıldı… Bi sarıldık… Uçuyodum… Herşey üstümden kalktı… Bi an dedimki minik bi yakınlaşmadan sonra: “Şu midendeki kelebekler ne alemde?”

“Bilmem” dedi sessizce, gözgözeydik o sırada, başım başında… Sonra öptüm o dünyaları sakladığı dudaklarından… Sonra o bu öpücüğü öpüşmeye çevirdi ve bu sanırım dört kez tekrarlandı… “Kelebekler yerinde durmuyo” dedi. İlk öpüşümden sonra bıyıkaltından mini minnacık bi gülüş yakalamıştım, unutamadığım anlardan biri… Daha sonra o gülüşü beni terk ettikten sonrada yakalayıp onu döndürmeye çalışacaktım. Gitmesi gerekiyodu ama kopamıyoduk… Saat 00:59 itibariyle ona oturduğu sitenin girişine kadar eşlik edip, eve varmıştım. Yine şarjı yoktu tabi. 1:13te “Şarjım bitmişti” yazdı. Bende dedim ki “Ne şarjmış ya özledik burda”. “Yaaa😍” diye karşılık verdi…

Normalde olsa “ama daha yeni beraberdik” falan deyip hevesimi kursağıma sokması gerekirdi… Dengesizdi işte… Alışmıştım…

Tarih 23 Ocak 2020 olmuştu saatten anlayacağını üzere ve aşağıdaki konuşmanın geçtiği saat ise 01:14tü;

“Kır dök parçala yak yık ama ben seni çok seviyorum”
“Bunu baya düşündüm” dedim. Evet tam olarak 23 Ocak 2020 01:14te artık içime sığmayan dışıma taşan ve öldrümeyi başaramadığım duygularımı olabildiğince açık bi şekilde söylemiştim ona…

“Ne kadar baya” diye sordu. Hala emin değildi sevgimden…

Ben: “Her saniyemi seninle geçirmek isteyecek kadar baya”
Ben: ” Anlıyorsun değil mi”
“B” :”Bak bu dediğin bana da oluyor”
“B” :” O yüzden çok iyi anlıyorum”
Ben: ” Peki”
Ben: ” Başka neler oluyo”
Ben: ” Anlatsana biraz”
Ben: ” 😍”
“B” :” Olmaz”
“B” :” Anlatamam”
Ben: ” Neden”
“B” :”Anlatabilecek bişey değil”
Ben: ” Yaşat o zaman “
“B” :” Ama hani şey dedin ya”
“B” :” Sen eve geçince değişiyorsun”
“B” :” Senin yanında kalbi ile evde mantığı ile hareket eden bi insana dönüşüyorum”
“B” :” Haklısın yani”
Ben: ” Bende öyleydim”
Ben: ” Başa çıktım”
Ben: ” Ama mantıksız olan ne sence”
Ben: ” Hani mantığınla hareket edimuşsun ya”
“B” :” Peki sence ne”
Ben: ” Bence mantıksız olan bişe yok zaten bu yüzden kalbimi dinlemeye başladım”
“B” :”Bana göre bi insana bağlanmak saçma ve mantığa aykırı ve yine bana göre hiç kimse kimseyi gerçekten sevemez”
“B” :”Bi zaman sevebilir”
“B” :”Sonra biter”
“B” :” Ya da azalır”
“B” :”Bak bunu şuan tam olarak anlatamadım”
Ben: “Azalması yada bitmesi kendi kendine olmaz”
“B” :”Olur işte”
Ben: “Ama zaten bunun önüne geçemiyoruz neden mücadele ederek zamanımızı heba edelim?”
Ben: “Al sana mantık”
“B” :” 🤷🏻‍♀👏”
“B” :” Ya sen hem bu kadar mantıklı”
“B” :” Hem bu kadar mantıksız olmayı”
“B” :” Nasıl beceriyorsun anlatsana biraz”

Evet sanırım tam olarak burda sevgili olmaya karar verdik diyebilirim… Ama oluyomuş, o benim gibi diilmiş, ben öyle sanmışım. Sevgisi kendi kendine durduk yere azalıyomuş…

Neyse, şöyle devam etti sohbet;

“B” :”Bu günün beni deli ettin”
Ben: “Ooo demek benim için deliriyosun 😃”
“B” :”Murattt”
Ben: “Gerçi bende senin için”
Ben: “😍”
“B” :” Deli yaa
Ben: “Evet doğrudur”
“B” :” Hmm bayağı bi doğru”
Ben: “Sonuç olarak”
Ben: “Birbirini seven ve değer veren iki insanız”
“B” :” Birbirini çok seven ve çok değer veren iki insanız” diye düzeltti beni 🙂
Ben: “Ve neyin nasıl olmasını istiyosak bırakalım öyle olsun karşı koymaktan yoruldum”
“B” :” Karşı koymak”
Ben: “Benim sana karşı koymam dünyanın güneşin çekimine karşı koyması ve etrafında dönmeyi reddetmesi gibi”
Ben: “Yani artık imkansız geliyor”
“B” :” O gece den sonra eskisi gibi olup olamayacağımızı sorduğumda oluruz olabiliriz demiştin
“B” :”Olmuyor dimi
Ben: “Sonra düşündüm neden daha iyi olmayalım”

“B” :”Bazen bi taraf bi tarafı fazlasıyla yorar”
Ben: “Ne istiyosun peki ne yapayım ben öyle olmuyor böyle olmuyor hayatından çıkmamı mı istiyorsun ben yıkmak mı istiyosun ne olsun istiyosun”

“B” :” Böyle bişey istemiyorum”
“B” :” Seni çok seviyorum”
“B” :” Sadece korkuyorum”
“B” :” Ben seni çok üzerim”
“B” :” Yorarım”
“B” :” Diye” Gitmeseydin ben seni bi ömür idare ederdim… Yorulmazdımda…


Ben :”2 yıl sonra ilkkez birine koşulsuz şartsız tamamen güvenebildim.

“B” :”Güvenebilirsin zaten orda bi problem yok ama bilmiyorum
“B” :”En çok ta”
“B” :”Şeyi bilmiyorum”
“B” :”Seni neden böyle sevdiğimi” dedi bende şu ekran görüntüsünü yolladım:

“Açıklayıcı” dedi… Yukarıda “Güvenebilirsin” dediğini gördünüz dimi? Güvendim…

“Pişman olduğum tek bi şey var, o da sana güvenerek tüm duygularımı heba ettim!
Bu eski bi rüzgarın saçlarımı dağıtması, bu rüzgar AŞK DEĞİL NEFRET! Yanıltmasın…”

Evet böyle bi aşkı nefrete dönüştürmeyi başabilenlerden oldu o da sonunda…

“Bir sebebi varsa o sebep için yani çıkar içindir” diye ekledim. Sanki biraz tereddütle; “Ne gibi bi çıkarım olabilir ki”, “Çünkü yok” dedi…

“Demekki kalbin seni kandırmıyor”, “Gerçekten seviyor” dedim.
“Peki senin kalbin seni kandırıyor olmasın” dedi kedili kadın…

“Tamam belki senin bu kararsızlığından dolayı tam anlamıyla sevgili olamadık ama ben seni it gibi kıskanıyor olmama rağmen ve altını çiziyorum aldatılmış olmama rağmen seni kısıtlamaya çalışmıyorum. Ben kimseye böyle güvenmedim” diye çıkıştım ve ekledim:
“Sence kalbim beni kandırıyor mu üstteki mesajı oku düşün”

Kısa bi sessizlik…

“Kandırmıyor” dedi ve ekledi:
“Sevgili olamama konusuna gelirsek sadece benim kararsızlığım değil hazır değilim dedin”
“Ne zaman dedim” diye sordum.
“Bu gün otururken”, “Tam olarak cümleyi hatırlamıyorum” dedi.

“Daha önce öyle dediğimi söyleyip fikirler değişebilir dedim” diye açıkladım, o sırada ne düşünüyosa beni anlamamış…

Sonra bi cesaret daha! “Ben hazırım. Ya sen?”

“Yüzyüzeyken konuşalım dedi bende eve davet ettim. “Olur” dedi. “O zaman bu haftasonu konuşuyoruz detaylıca” dedim. Onayladı.

Sonra “Bu gün çardakta ki soruma verdiğin cevap çok güzeldi” dedi ve sustu bende “Hangisi” dedim. “Bilmem” dedi. Noluyo ya 😀 “Şu mu”, “💏” dedim ve “Hı hı olabilir 😜” dedi.

“Ben her soruna öyle cevap verebilirim 😃”, “Hatta soru sormasanda ben cevap veririm”, “🙃” diye yanıtladım. Dedim ya dudaklarında başka bi dünya vardı… Yıktığı, benim sahiplendiğim o eşsiz dünya…

“Salak yaa 😀😀 ” dedi…

Sabahki planlarımızı konuşuyoduk. Erkek çocukluk arkadaşıyla görüşecekmiş. Bende günübirlik Kocaeli’ye gidicektim.

“B”: “Motorla mı”
Ben: “Evet”
“B”: “Bunun için yazı bekleyip birlikte gidecektik”
Ben: “Yo biz senle kampa gidicez”
Ben: “Beni arkadaşım çağırdı günübirlik”
“B”: ” Banane ya”
“B”: ” Kocaelinede gidicez”
“B”: ” Kampa da”
Ben: “Tamam gideriz ama bu başka diyorum 😃”

Sonra biraz birbirimize duyduğumuz özlemi falan tartıştıktan sonra:

“Hafta sonu birlikteyiz 😍” dedi.
“Seni çok seviyorum 😘” dedim içim rahat ve son derece özgüvenli bi şekilde…
“Bende seni çok seviyorum 😘” diye karşılık verdi. Tam, ama tam olarak istediğim şekilde kestirip atmadan kelimesi kelimesine emojisi emojisine aynı cümleyi kurmuştu başına bende koyarak! Sadece “bende” dese bu gerçekten üzerdi, hep üzmüştür…

İnsan sevdiği tarafından önemsendiğini hissetmek ister, verdiği değeri görmek ister. Geri kalan kimsede umrunda olmaz. Bütün dünya önemsemesin beni de sevdiğim insan önemsesin…


“Kalbimi teklettin” dedim. O an gerçekten çok heyecanlanmıştım ve çok hoşuma gitmişti o mesajı…
“Napcaz” dedi,
“Yazmak istemiştim 🤷🏻‍♀” dedi. Bu beni daha da mutlu etmişti, isteyerek yazdığından emindim çünkü bunu kendi söylüyodu…

Hiç bişe yazamadım lan… Sadece en son kullandığım emojilerden “😍” kalpli göz emojisi atabildim, o sırada kalbimin bi tarafından fırlamasını önlemeye çalışıyodum… Bi şeyler oluyodu… Güzel şeyler oluyodu…

Elbet bu güzel şeylerin bi sonu olacaktı, ama hiç beklediğim gibi bi son olmadı ve beklediğimden çok çok erkendi… En az 10 yıllık plan yapmıştım ben onun üzerine 10 yıl be 10 yıl….

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XXIV

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

Ne kadar kızsam ne kadar küfür etsem az… Yok sönmüyo içimin ateşi, bitmiyo öfkem. Sindiremiyorum. Geniş bi pezevenk olamıyorum kusura bakma!..

“Kalemi alıp yazdım, sadece yazdım.
Dünyam kalem kağıt, kül tablam yastığım…
Ne çabuk geçti yıllar? Ne çabuk bitti her şey?
Hayallerini ne çabuk astın?”

Yazıyorum. Karanlık bi yolda yazıyorum. “Yazdığım her dörtlik ölüme giden yolda katkı…”

“Duygulara sahip çıkmak zor”, “Kontrol altında tutmak da zor”, “Kendimden biliyorum” dedi. “Ben çok iyi kontrol edebiliyorum ama sana bu kadar direnemiyorum, Ben senin bir gülüşüne eriyorum ☹” dedim. Yanlışmıydı? Bilmiyorum. Ama canımı acıttığına göre muhtemelen birinin gülüşüne erimek iyi bişe değil… “Gülmem ozaman” dedi. Olur mu sen gülmeden… Ben nasıl mutlu olurum sen gülmeyince…

Biliyomusunuz ona bi kere daha doya doya sarılmak için canımı verirdim ama gidişi öyle bi gidişti ki… Gururum izin vermez. Gururum bir hiç uğruna can vermeye razı olur da, onun için vermeye razı olmaz artık..

“Keşke aynı rüyaları görseydik seninle….”

Biliyorum, Ölüyorum desem gelmezsin… Cenazeme gelmemeni de ben istemiştim zaten…

Şimdi merak ediyosunuz dimi ne yapmış olabilir bu kadar büyük… Okuyun, şaşıracaksınız…

Yayınladığım her bölüm ona attığım bi mesaj gibi ama okumadığını bilmek… Tarifsiz bi başka acı.

Bilincimi yatağımda kaybetmek istiyorum, burda bi ara vereyim sabah yazmaya çalışırım gerçi sabah 7 olmuş nerdeyse saat neyse…

üzerine devam edeceğim bu bölümün…

33 saat sürdü, kendimi toplamam 33 saat sürdü! Devam edelim…

20 Ocak 2020 Saat 02:42 bu arada…
“Gül”dedim, “Her zaman gül”, “Bu öyle güzel bi his ki”, “Ama sen gülünce içim gidiyor”, “Öyle güzel gülüyorsun ki” diye devam ettim… “Normalde de gülüyorum ama senin yanında bi başka gülüyorum. Seninleyken gerçekten mutlu olduğum için gülüyorum” dedi. O mutlu olmuştum ki, ciddi ve kararlı bi şekilde:

“Seni mutlu etmek…”
“Buna ömrümü adayabilirim” dedim, oysa;

“Hiç birşey yapmana ya da birleyler adamana gerek yok”
“Yanında olmak yetiyor mutlu olmama” dedi. “Şimdi yanımda olsan sarılsam sımsıkı kokunu içime çeksem 😕” dedim içimden gelerek ve “Yazarken bile içim gitti be” diye ekledim. Öyleydi, düşüncesi bile çok güzeldi…

“Yanında delilim ama”, “Belki biraz kokumdan kalmıştır”, “Yastığında yorganında” dedi…

Evet bi kere kokladım, korkarak… Kokusu azalırsa diye korkarak. ve ona “Koklamaya kıyamıyorum ki kokusu azalır diye” dedim…

ve uyuyup uyandıktan sonra “Senin kokunla uyumak ne güzel bişeymiş” dedim, verdiği karşılık: “Öylemi”, “Ne güzel”.

“Bişemi oldu” diye sordum, “hayır” dedi. “Çooook eminim” dedi. Bu onun kendini ve beni kandırış şekliydi. Sonradan anladım. Biraz konuştuktan sonra akşamüstü eve yeni gitmişti ve ona “Yemeğimizi yiyelim sen biraz ders çalış ben duş falan alcam sonra o cafeye yürüyerek gidelim” dedim. Önce yürüyüş yapmak istedi, birlikte yürümeyi teklif ettim ama ısrarla ‘yalnız‘ yürümek istedi…

Saat: 21.41de buluştuk ve 22:00 civarı o yeni keşfettiği kafeye vardık. O gün orda öyle güzel fotoğraflar çekildikki… Keşke o gün paylaşsaydım. Neyse. Biraz sohbet falan derken güzel zaman geçirdik, kafe de güzeldi. O kafeyi kapattık, çıktık yürümeye başladık. Yürürken köfteci görüp birazda burda oturalım dedik. Hafif bişeler yedik, çay içtik. Bu arada tarih 21 Ocak 2020 olmuş, saatse 00:30 sıraları yürüyerek onun evine doğru gittik. Yaklaşık 20 dakka yürüdükten sonra onu binanın kapısına kadar bıraktım.

00:51de merak ettim onu yine… “Evdemisin” dedim. Bırakalı bi kaç dakka olmuştu ama özlemiştim ve yinede merak ediyodum. O bunu anlayacak kapasitede değildi, “Ya şakamısın”,”Abartıyosun” dedi. Saat 1:14te “Senin gittiğinde haber vermeyip beni meraklandırdığın yerin benim olanındayım haberin olsun” dedim ‘ev’i kastederek.

Yaşadığım bazı finansal sorunlardan dolayı biraz konuşmuştuk ben yoldayken. Onun dediği gibi “Bozuk bu hayat” dedim ona… Evet bu cümle kalıbına benide alıştırmıştı, çünkü yazarken ve okurken onun sesiyle canlanıyodu kafamın içinde..

Her gelen insan, iyi yada kötü size bişeler katar… Bu cümle kalıbını muhtemelen çok uzun süre kullanıcam ve her seferinde onu hatırlicam. Tabi bu cümle kalıbını kullanınca hatırlamam için önce unutmam lazım… Unutabilirsem…

” ‘Hayatımda hiç bişeyin sebebi sen olmadın.’ Böyle yalan söylemedim 10 yaşımdan bu yana!”

Evet, normalde konu açılsa yada sorsanız muhtemelen “unuttum, onunla alakası yok, bu cümleyi kimseden öğrenmedim” falan derdim. O sorsa tam olarak “Hayatımda hiç bişeyin sebebi sen olmadın.” derdim evet… Bu zamana kadar ona hiç yalan söylemedim, en ufak bi yalan bile… Ama şimdi sorsa böyle derdim.

“Bozuk bu hayat” demiştim o da “Değiştirelim” dedi… “Birlikte mi”, “Yalnız başıma gücüm yetmiyor artık benim çünkü” dedim. “Birlikte değiştireceğiz” dedi… Harbiden değiştirdi hayatımı… Her güne en az üç, ortalama beş-altı kez “Hayatı sikim!” diyerek başlıyorum. Gerçekten değiştirdi…

Eve vardığında haber vermesiyle ilgili mesajımı alıntılayıp, “Şu olaya gerçekten takılıyor musun ?” dedi. Bende şu şekilde açıklamaya çalıştım;

“Meraklanıyorum”
“Güvende ve iyi olduğunu bilmek beni rahatlatıyor”
“Sen mesela burda çıktın eve gidiyosun”
“Sen bana eve varınca haber vermezsen ben kafamda kuruyorum”
“Acaba bişe mi oldu”
“Acaba biyere mi uğradı”
“Noldu”
“Nerde”
“Geriliyorum”
“Üzülüyorum” dedim bana, “Anlıyorum hak veriyorum” dedi ama anlamıyodu…

“Eve geldiğimde yazmamam genel de unutturman ya da akıl edemememden kaynaklanıyor”
“Ve şöyle de bi gerçek var ki”
“25 yaşında baya yetişkin bi bireyim”
“Bu zamana kadar sen hayatımda yoktun”

Anlıyorum dedikten sonraki mesajlara bakın, tutarsızlığa bakın… “Senin gözünde kusur mu bu? 🙄” diye sordum, ‘Düş o zaman’dan alıntı yaparak… Tabi o bunuda anlamadı… “Ben böyle eve geldim şuraya gittim şimdi şurdan çıkıyorum gibi şeyleri sana haber verirken beni merak etme ihtimalini düşünmek yerine kısıtlanma kaygısı yaşıyorum”, “Sanırım tepkilerim de bunun için” dedi…

Kısıtlamak? Bir kere hesap sormadım, niye evde değilsin demedim! Sadece nerde olduğunu bilmek… Ve it gibi korkuyodum başına bişe gelmesinden! Bunu ona şöyle ifade ettim:

“Kısıtlama falan değil sadece senden haberdar olmak istiyorum”
“İnanmayacaksın belki ama”
“Ben çok korkuyorum”
“KÖPEK GİBİ KORKUYORUM SANA BİŞE OLCAK DİYE LAN”
“Aklım çıkıyor”

“Korkma” dedi… sadece korkma dedi. Bu beni rahatlatmamıştı.

“Korkuyorum işte napim” dedim,
“Tek istediğim haber alamadığımda acil durumlarda bakacağım yeri bilmek”
“Sen niye dün nerde olduğumu ne yaptığımı ve kimle olduğumu sordun?” diye sordum ve kendim yanıtladım: “Aynı sebepten”

Ve kıvırmaya başladı… “Hayır sormadım”, “Direk olarak sormadım en azından”, “Yanlız olup olmadığını öğrenmek istedim sadece” dedi. O gün bana yazdığı mesajları alıntılayıp gönderdim. “Evet”, “Ben senin kadar korkmuyorum”, “Hemde benim üzerimde bu kadar temkinli olamazsın” dedi. Bu beni kırmıştı biraz açıkçası… ‘olamazsın…” demesi…

Henüz tam olarak ne olduğumuza karar vermemiştik, verememiştik…

“Seni kısıtlamicam.”, “Zaten buna hakkım yok”, “Ama nerde olduğunu bileyim”, “Hepsi bu” dedim…

“Biliyorum”, “Zaten kısıtlama yok”, “Tek sorun yine benim öyleymiş gibi düşünmem” dedi. Evet sorun ondaydı… Aşamıyodu bu lanet düşüncesini farkında olmasına rağmen…

“Yine fazla düşünüyosun” dedim. “Sen benim için çok özelsin” dedi bende “Arkadaş olarak” dedim. O her fırsatta bunu vurguluyordu bu seferde ben vurguladım… “Bilmiyorum”, “Özelsin.” dedi.

Saat 1:56 da konuşmak istedi benle aradım. Sesi tam anlamıyla sarhoş gibiydi ama aşktandı… Yani sanırım… Kafasına takılan evde olmasını sormam konusunu konuştuk. Sonra o sabah onu aramadan uyuyakaldığım için trip atıp trip attığını kabul etmedi “Beni düşünmedin” dedi, ben onu her an düşünürken… Sevgili gibi konuşup, tripleşiyoduk ama lafta sevgili değildik. Ev konusundan konuşurken, “Ya of neden o kadar çok eşyan vaar” diye bana sitem ediyodu… Özlemişim triplerini…

“Muraat”, “Yaz gelsin”, “Yazı getir” diye sayıklıyodu uykulu sesiyle… Göremedik yazı… Gelmeyecek o yaz… Sonra “uyumaya çalışiim” diye telefonu kapattı yaklaşık 18 dakka süren telefon görüşmesinden sonra hemen mesaj attım. Ona bir kalp gönderdim görmedi, biraz zaman geçtikten sonra “uyudunmu” diye sordum. Evet telefonu kapatır kapatmaz uyumuştu. Nasıl başardı bilmiyorum… Bunu öğrenemedim ondan…

Sonra sabah 09:33te görmüştü mesajımı ama hiç bişe yazmamıştı, Günaydın bile… Öğleden sonra uyanıp ben yazdım biraz konuştuktan sonra yine “Keşke yaz gelse” dedi. Ne bu yaz sevdası ya, bizde seviyoruz yazı ama bu kadar dillendirmiyoruz. Acaba benimle ilgili bişelermi vardı kafasın bilmiyorum, belki de yaz için yaptığımız kamp planı için heyecenlanıyodu… Sonuçta 1 hafta-10 gün benimle uyuyup uyanacaktı…

“Keşke eskisi kadar kolay para kazanabileceğim işimi evden yöneteceğim bir iş fikri bulsam” demiştim. 2011-2013 arası yıldızım parlamıştı benim geçmişte. En son o dönemde hayatımda herşey yolundaydı. 2014te askere gittim. Giderken kurulu işimi devrettim. Zaten askerlikten sonra hayatım bi daha yoluna girmedi… Neyse bunu sonra ayrı bi başlıkta anlatırım… “Herşey güzel olacak” demek isterken, “Herkes güzel olucak demiştik” dedi 😀 . “Herkes güzel olsada sen kadar olamaz” dedim ama anlamadı uçan kalpler yolladı 🙂 . Bende ekledim;

“Herşey seninle güzel”, “Herşey Güzel Olacak” dedim.

19:35te “Sonunda evdeyim” dedi. Bu jesti gerçekten çok hoşuma gitmişti. Dün geceki uzun konuşmada anlamıştı beni… “Teşekkür ederim haber verdiğin için” dedim İki tane sarılma emojisi yolladı.

Benden aldığı bandanayı benim geri aldığımı söylüyodu bi kaç gündür. Seviştiğimiz gece biriktirdiğim hatıralarımızı göstermiştim ona, aynı bandanadan bi tane daha vardı ve onun kokusu sindi diye kullanmaya kıyamayıp saklamıştım ama ona verdiğim bandana aynı desende başka bi bandanaydı bunu ona söylemiştim ama inanmamıştı. Sonra evde o bandanayı bulup bana resmini attı “Sonunda buldum ya” mesajıyla… “Bide bana iftira atıyo” dedim, “Evet günahını almışım 😞” dedi. Bu ilkte olmicaktı, sonda… Hele en son yaptıkların… Hesabını nasıl vericeksin bilmiyorum…

“Ben sana hiç yalan söylemedim”, “Alsam aldım derdim” dedim ve evet söylerdim. Aldığım çok hatıra oldu ondan hepsini biliyodu. Merak edene söyliyim evet o amınakodumun dört kolisi, onun hatıralarıyla dolu o dört koli hala öylece duruyo ve hala her gün benle taşak geçiyolar… O dört koli yüzüme bakıp “sen bi hiçsin” diyo bana her gün ve her gün…

“Bende zaten farkında olmadan almış olabilirsin diye düşünmüştüm” dedi, bu cümle kalıbıysa onun yalan söylemeye çalışma şekliydi. Birini kırmamak, durumu kurtarmak ve kendi suçunu hafifletmek için kullandığı cümle kalıbı…

“Ben bu gün çok iyi hissetmiyorum”, “Biraz dinlenmeliyim”, “Yanında olamadığım için üzgünüm” diye ekledi. Hemen panikle “Neden iyi hissetmiyosun”, “Neyin var”, “Noldu” diye sıraladım mesajları… “Yorgunum”, “Birazda mutsuz”, “Biliyorum Sen benim eğlenceli yanlarımı daha çok seviyorsun” dedi…

“Ben seni her halinle çok seviyorum”, “Üzgün olman beni üzer ama her koşulda yanında olmak istiyorum sadece iyi gününde değil” dedim. “Biliyorum kuzum” dedi. “Ve bugün dünya sarılma günüydü 😞 ” diye yanıtladım. “Tamam dinlen sen” dedim… Ne diyebilirdim ki… Yani yorgun ve mutsuz olman benimle olmama engel değildi. Gelirdin evde otururduk, yine dinlenirdin… Sen uyurdun, ben saçını okşayıp seni izlerdim… Olmaz mıydı? Olmazdı… Beni sevip sevmediğine hala emin değildi çünkü… Biz bunları saat 20:00 sıralarında konuşmuştuk…

Saat 22:39da beni aradı. “Gel istersen birlikte çay içelim” dedi. O sırada elimde iş vardı, kesin cevap vermedim. Israr etti, “işimi bitirip haber verim” dedim. Sanırım o görüşmeden ilk kez bana telefonu kapatırken “öptüm” diye veda etti… “Gelirken tatlı bişey alabilir misin” diye mesaj atmış… Saat 00:35te vardım… O gece 03:07ye beraberdik. Gerçekten çok güzel zaman geçirmiştik bişe yapmasakta… Biraz çay, kahve. Biraz başbaşa zaman… O gün öyle bi içimden gelmişti ki onu oturduğu yerden kaldırıp sarıldım, kokusunu öyle bi çektim ki içime… Herşey olması gerekende fazla iyi gidiyodu aslında… Zaten normal değildi benim hayatımın bu kadar yoluna girmesi fazlaydı…

Eve geldikten sonra “Bugün bişe fark ettim aslında daha öncede fark etmiştim ama bugün biraz daha güçlüydü bu his, Sakalımla oynaman çok hoşuma gidiyor 😍 ” dedim. O anlardan biriydi, bilirsiniz işte… Sadece beraber olmak, dokunmak, koklamak… Bakışmak, sarılmak… Gözlerle sarılmak… Böyle bi an yaşamıştık o gece…

“Benim dee” dedi 🙂 .

“Ben arkadaş gibi kalabilmek konusunda çok ısrarlıyım”
“Kalabilmek”
“Olabilmek”
“Davranabilmek” diye küfür gibi mesajlarını sıraladı birden…

Haliyle biraz kırıldım tabi o kadar özel an yaşadıktan sonra… Ertesi gün akşam uyandım, moralim bozuktu, uyanmak istememiştim…

Sonrası çok ilginç oldu….

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XXIII

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

“Seninle yaptığım hiçbişeden pişman değilim” dediğimde saat 02:05 olmuştu ve tarih 20 Ocak 2020 yi gösteriyodu…

“Bende asla pişman olmadım biliyorsun hep söyledim pişman değilim diye” dedi Bende “Ve bir gülüşün var o anı hiç unutmicam o kadar güzel güldün ki” dedim, “Hangi an” diye sordu…

Anlatmıştım ya size hani… Anlattırmayın işte… Çok güzeldi be… Öyle vurulmuştumki…

“Gece gülümsediğin bir an işte” dedim. Tarif edemezdim ki… Tarifsiz bi güzelliği vardı…. Güldü ve “Murat sen benim için çok özelsin” dedi. ECDADINI SİKİM NİYE GİTTİN!!!!!!!

Sana hiç yalan söylemedim. Hiç üzmedim. İstemediğin hiç bişe yapmadım, yaptırmadım! NEDEN ULAN NEDEN!!!

“Sende benim için çok özelsin”
” Gerçekten”
“İnan bana”
” Ben hayatımın en güzel en anlamlı anlarını senle yaşadım” dedim. Öyleydi de… Muhtemelen bir sonraki bölümde anlatacağım 7 yıllık ilişkimde bile böyle mutlu, huzurlu olmamıştım. Yinede geri gelse hayır diyemeyeceğim tek kişi o ama neyse bu başka hikaye…

“İnanıyorumm” dedi. Kocaman bi inanıyorumdu bu… Dolu, dolu…

Bok gibiyim… Gerçekten kendimi bok gibi hissediyorum tam anlamıyla… Nefes bile alamıyorum, yazıyorum ama konuşamıyorum. Boğazım düğümleniyo sanki…

“Şimdi kimle nerdesin? Neyse boşverelim bunları, sadece Dinle!”

“Defol hayatımdan der gibi uzaklardan susar…
Geçmişi kusan, geçmişi yaşar,
VE BEN ÇOKTAN O SONSUZ YOLU SEÇMİŞİM PAŞAM!”

“Gariptir yaşam, onu elinden alıverir, sonra sana kalem kağıt sayfalarca anı verir…”

Ne kadar yazsam az. Biliyorum ne yaşadığımı tam olarak anlamicaksın… Şuna odaklan;

“YOK ETTİĞİN GÖZLERİME Bİ KAÇ SANİYE OLSA DAHİ BAK! KAYBETTİM HIRSIMI…”

Yok ettin gözlerimi, beni, bedenimi, ruhumu… YOK ETTİN… Sen son tutunacak dalımdın… İnsanlara hiç güvenemiyorum artık, mutlumusun… Kimseye güvenemiyorum. Herkesle ilgli ‘acaba’larım var… Götüne kına yak!

ne diyodum ben amk

İnaniyomuşmuş falan… en son ordaydık.

“Üzülmeni istemiyorum”,”Hayatımdan gitmeni istemiyorum”, “Her zaman yanımda ol istiyorum” dedim. “Herzaman yanında olmak istiyorum” dedi.

“Bana kız”, “Bana küs”,”Bana darıl”,” Ama sakın gitme” dedim. GİTME DEDİM… Bu Bi yalvarış, bi yakarıştı… Ne olurdu yani? “Dünya yıkılsın sen yanımda kal” dedim.

“Kızdırma”
“Küstürme”
“Darıltma”
“Ben öyle kendi halinde sorunlu insanım”
“Zor da değilim”
“Kolay kolay kırılmam üzülmem”
“Tripdi tavırdı yapmam”
” Karşımda ki insanı seviyorsam üzmem”
“Kendim üzülürüm”
“Ama karşımda kini üzmem” dedi.

Dedi de öyle böyle üzmedi… Hayatı yalanmış.

“Seni mutlu görünce bende mutlu oluyorum” dedim, “Biliyorum” dedi. “O zaman mutlu ol” diye yükseldim o da “Mutluyum çok” dedi…

“Sen nasıl güzel bi insansın”
“Sen nasıl mükemmel bi kadınsın🙏”
“Seni tanımama sebep olan herşeye herkese minnetarım” dedim, dedim de bende şimdi onunla ilgili herşeye lanet okuyorum… Mükemmel değildi belki hayatım ondan önce ama arşa çıkıp yerin dibine çakılmak çok başka… Yaşamayan bilmez…

“Sen kadar güzel insan değilim” dedi. Öyleymiş. Ben gibi sevemedi. “Evet” dedim. “Fazlası, çok daha güzelsin” diye ekledim.

Biraz konuştuktan sonra saat 2:24 olmuşken, “Şey” dedim. Ekledim hemen “Midende kelebek varmı hiç 🙄” diye sordum. “Kelebek yok” dedi. Tam üzüldüğüm saniyede hemen peşine “Kelebekler var” dedi. O an bende bi kelebek olmuş uçuyodum…

“Uçuyolar mı” dedim. “Baya sağlam uçuyorlar” dedi ve “Ama ne kadar kalırlar orda” diye ekledi. Biraz şaşırdım ve anlamadım. “Dışarı mı taşar diyosun” diye sordum “Bilmiyorum.” dedi. “Ben öylesine birimiyim senin için” dedim, bana “Sen benim herşeyimsin” dedi. “Ciddi anlamda herşeyimsin”, “Sen hep bende kal” diye ekledi.

O dakikalarda hafif kalp ritim bozukluğum baş göstermiş ve kalbim tekliyordu gerçekten bir durup bir atıyodu… Bir çok duyguyu aynı anda yaşamamı kaldırmakta zorlanıyodu kalbim, daha önce böylesini yaşamamıştık çünkü zavallı kalbim ve ben…

Bunu ona söylediğimde “Yüksek dozun sakıncası olmasın” dedi. Dedim ki: “Öleceksem böyle öleyim, mutluluktan, senlilikten…”

“Gidiyoruz bu öyle bi yolculuk ki”
“Nereye doğru olduğunu bilmeden gidiyoruz”
“Umarım ikimizde birbirimizi üzmeyiz” dedi. Yok canım ne üzmesi, hayatımı kararttın sadece. Lafımı olur…

Gerçekten yazarken bazen bazı kısımları atliyim diyorum da anlatmazsam olmaz… Öyle bi şey… Düşündüm de “Ne boktan şu hayat bu aralar”

Mutlu olacak tek bi sebebim yok… İş desen, kes-at… Aşk desen aha anlatıyom işte… Sağlık desen elden gitti gidiyo… Güvenilir arkadaş desen var mı öyle bişey?… HAYATI SİKİM.!

Görüşmek üzere…

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XXII

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

Noldu lan şimdi? Daha mı mutlusun? Hiç sanmıyorum…

En son seks istediğimi düşünüyodu, onu değil. bende dedim ki “Eğer tek istediğim seks olsaydı ;” Sonra sıraladım.

“1- sevişmeye başladıktan sonra sana hiç bişe sormazdım, senin ne istediğin ve düşüncelerini önemsemezdim”
“2- işim bittikten sonra seni yeniden öpüp sarılmazdım”
“seni incitmemek yada incinmen umrumda olmazdı”
“Seks aslında çok basit bişey yaparsın ve biter ama asıl önemli olan seviştikten sonra pişmanlık hissetmemek ve mutlu olmak”
“Ben pişmanda değilim”
“Ve çok mutluyum”
“Hissederek ve seni severek seninle oldum”
“Mesele boşalmak olsaydı bunu tek başımada halledebilirdim”
“Yada çok mu sorun bi eskorta giderdim”
“BEN SEVMEDEN SEVİŞEMEM”
“Hayatımda hiç kimseyle sadece seks için birlikte olmadım hiç o tarz kişilere falanda gitmedim”
“Ben asla sevmediğim biriyle beraber olamam”
“Bunu kafana sok”
“Saçma sapan düşüncelere girme”

Pek siklememiş olacak ki sadece son mesajımı alıntılayıp “Elimde olmadığını biliyorsun” dedi. “Dikkatli oku” diye tembihledim. En azından denedim. “Ama yazdıkların” dedi ki ben yazmaya devam ediyodum.

“Olmam demedim”
“olAmam”
“Yapamam”
“Düşününce bile en ufak bişe olmuyor”
“Ama evet dün gece benimde aklıma geliyor”
“Ve her seferinde o bahsettiğin kekebekler midemde uçuşuyor”

“Bütün bu yazdıklarını tekrar tekrar okuyacağım” dedi, ben yazmaya devam ederken.

“Ben şununda farkındayım” dedim araya girip,
“Olumsuz birşey geldiğinde okuyacağım” dedi.
Hala yazıyodum. Öfkeliydim. Bana sadece seks istediğimi idda ediyodu… Ama ben canımla kanımla kalbimle onu istemiştim, çok seviyodum. Hala da… neyse…

“Ben tam ereksiyon olamadım tam sertleşemedim belkş heyecan belki alkol belki başka bişe”
“Ama sen beni bozmadın küçümsemedin”
“Sen bana bu kadar değer verirken”
“Ben senle sadece seks için beraber olursam”
“Kendimle nasıl hesaplaşırım”
“Kendimi nasıl insan yerine koyarım”
“Ben bana böylesine değer veren biriyle nasıl olurda sadece seks yapmak için seks yaparım?”
“SEN BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİSİN”
“Benim gözümde çirkinde değilsin şişmanda değilsin. Hani öyle diyosun ya”
“Ben öyle göremiyorum seni”
“Anlıyor musun” diye sorarak noktaladım sinir harbimi.

“Evet anlıyorum” dedi. Anladığını sanmıyorum şu an, o zaman ikna olsamda. “Seni çok seviyorum!” diye haykırdım. “Ben asla sevmediğim biriyle beraber olamam” dediğim mesajı alıntılayıp bana,

“Beni seviyorsun” dedi. Sevmek ne kelime ulan! ÖLÜYORUM! Öldüm, görmedin… “Evet” dedim. “Arkadaşız”,”Pardon”, Yakın arkadaşız” dedi. “Sevmiyimmi” diye sordum. “Sev” dedi. “Sadece seks için benimle birlikte olmadın” dedi. Şimdi anlıyorum ki kendini ikna etmeye çalışıyodu ama belliki başarılı olamamış… Ne salakmışım, anlasaydım anlamasını sağlardım… “Evet” dedim ve ekledim “Seviyorum..”,”Çok…”

“Dün gece bana dokunduğun heran ben çok mutluydum benim için herşey çok fazla güzeldi yaşadığım mutluluğun bi tarifi yok anlatamayacağım kadar mutluydum yaşarken herşey o kadar güzeldi ki” dedi. ve ekledi;

“Ama ben eve geldikten sonra”
“Her ne kadar sana hissettirmesem de”
“Deliler gibi düşündüm”
“Google dertleştim resmen”

“Ne olduğunu söyle, Google la değil benle dertleş” dedim.

Bana şu linkten ekran görüntüsü attı: https://eksisozluk.com/entry/33953513

“Haklı” dedim.

“Konuyla ilgili nekadar yazı yorum varsa hepsini tek tek okudum kendimi iyi hissettiren şeyleri tekrar tekrar okudum”
“B. bak öyle değil böyle”
“Kendimle konuştum”
“Acaba bi daha görüşmemeli miyim diye düşündüğüm de oldu”
“Ama ben hayatımda seni istiyorum.” dedi.

“Bende seni istiyorum” dedim. ve “Acaba bi daha görüşmemeli miyim diye düşündüğüm de oldu” dediği mesaja tepki gösterdim. “Düşündüm dedim” dedi.

“Düşüncesi bile acı verdi” dedim. Düşünsene o yok… Tam da bu şekildeyken bunu yazmak… o yok… Artık gerçekten yaşamak istemiyorum ya. Bıktım ben hep aynı şeyle karşılaşmaktan…

Neyse devam edelim. Konuyu tam olarak anlamanızı istiyorum, konuşulan, yazılan ne varsa tam olarak aktarmaya çalışıyorum size…

“Neden düşündüğümü de bil ozaman”
“Korktum”
“Bana karşı olan saygını kaybetmemden çok korktum” dedi

“Ben böyle düşünmemen için onlarca kez hiç bişeyin değilmediğini söyledim sana” dedim.

“Evet söyledin”
“İyi ki” dedi

Ben napayım daha ya, iyi ol diye napayım. Öleyim ben artık ya yeter be yeter..!!!!!

“Senin bana ihtiyacın vardı diye benimle seviştin diye “basit kız” mı oldun yani”
“Böyle mi düşünürüm sandın” diye sordum ona… “Evet” dedi.

Kızlar, hoşlandığınız, aşık olduğunuz biriyle sevişmek sizi basit kız yapmaz. Sadece onu ne kadar çok sevdiğinizi gösterir. Bunu bi sokun kafannıza… En azından seviştiğiniz erkek gerçekten sizi seviyor, değer veriyorsa ve ince düşünebiliyosa…

“Aksine”
“Bana olan bu denli güvenin sevgin seni daha çok yüceltti bende”
“Prezervatif olmadan başladım gık bile demedin”
“O kadar güvendin ki”
“Ben bu kadar güvenmiş sevmiş birinin basit olduğunu düşünecek kadar adi biri değilim” dedim.

“Güvendim çünkü ben istiyorum beni öp diyene kadar beni öpmedin o denli kendine hakimdin benim istemeyeceğim hiç birşey asla yapmayacağına o kadar çok ikna olmuştum ki” dedi. Öyleydi, hep öyledi. Herkese öyleydi. Ama kaybeden benmişim gibi hissediyorum… İyilik yaramıyo hiç kimseye. Bi deyim var ya hani, deyim değilde gerçek sanki: “Bizim millet seveni değil, sikeni seviyor” diye. Gerçekten bumu istediğiniz? Umursuz, düşüncesiz, kaba, önüne gelenle sevişenleri mi seviyosunuz???

Konuşma şöyle devam etti;

Ben: “Her zaman öyle olacak”
“B”: “Yaşadığım hiç birşeyden dolayı pişmanlık duymuyorum”
Ben: Beni öp dediğinde bile iki kez emin misin dedim”
“B”: ” Evet kafam biraz güzeldi”
“B”: ” Azda olsa etkisi vardı”
“B”: ” Cesarettim ondandı belki”
“B”: ” Beni düşündüren bi başka konu”
Ben: ” Bu konu çözüldü mü”
“B”: ” Bundan sonra yanlız kaldığımızda aynı şeylerin tekrarlanıp tekrarlanmayacağı”
“B”: ” Sonuç olarak”
“B”: ” Aynı evi paylaşmayı düşünüyoruz”
“B”: ” Soru işaretlerim azaldı”
Ben: “Hedef sıfıra indirmek”
“B”: ” Zaman ver bana”
“B”: ” Zamanla belki”

” Bundan sonra yanlız kaldığımızda aynı şeylerin tekrarlanıp tekrarlanmayacağı” mesajını alıntıladım ve ” Bu tamamiyle sana bağlı
Sana söyledim sen o an ne istersen
Oyuncak ayıcığın olurum saçımla sakalımla oynarsın
Arkadaşın olurum derdini anlatırsın ” dedim… Dedim ya onunla herşeye vardım…

Şöyle devam ettim;
“Ama bu şu demek değil”
“Her yalnız kaldığımızda sevişicez demek değil”
“Bunu tamamen sana bıraktım”
“Benim istemem değil senin istemene bağlı”
“Yada istememen”
“Ve farkındayım şu an bu konuda sana evet de desem hayır da desem kafanda farklı soru işaretleri belirecek”
“O yüzden kafana takma ve o an nasıl olmasını istiyorsan öyle olur”
“Bu konuyu kendinde şöyle kapat: o zaman olunca düşünürüm”

Burda hata yapmış olabilirim… Belkide onu deli gibi istediğimin farkında değildim henüz…

“Bunu yapıcam 🙏🏻” dedi. ve “ben anlatamasam bile sen beni anlıyorsun” dedi. “Elimden geleni yapıyorum”,”Ve mutlu oldum” dedim.

“Saçma salak düşüncelerimden beni kurtardığın için teşekkürederim”
“İyi Ki varsın” dedi bana. Bende ” Yeterki anlat bana konu ne olursa olsun”, ” Sende iyiki varsın” dedim.

“Kesinlikle bundan sonra böyle yapıcam”
“İçimi o kadar rahatlattın ki” dedi. Ama ilerleyen günlerde bana anlatmadığı o kadar çok olacaktı ki…

Maalesef o hislerini kontrol edemeyen saplantılı bi psikopattı…

Çok sevmiş olamama rağmen bu gerçeği söylemeden geçemicem… Anlamışsınızdır zaten dengesizliklerinden…

Sonraki bölümde görüşmek üzere…

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XXI

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

Bana ilk kez kalpli öpücük emojisi atmıştı saat 18:45. Yani her gün yeniden özlediğim saat. Neyse geçelim buraları…

19 Ocaktayız hala ve saat 21:07 o dışarı çıkmıştı annesiyle ve bana “Sen napıcaksın” dedi. Onun otrduğu sitenin karşısında bi kahveci vardı orda oturuyodum. “Anladım”, “Arkadaşınla falan mı”, “Yalnız mısın” dedi. Kıskanmaya başlamıştı beni, normalden çok merak ediyodu. Bu kadar sorgulama bana olan aşkını gösterir gibiydi…

Bi süre sonra “napıyosun” dedim, “Akşamları falan oturabileceğimiz bi yer daha keşfettim 😀 ” dedi. Gitmediğimiz bir yer kalmış, onu da keşfetmişti. Şimdilerde o gittiğimiz yerlerin hiç birine gidemiyorum…

16:33de “Sen beni sakın Bırakma” yazmıştı, o mesajı alıntılayıp “Ben seni asla bırakmam.”, “Aklıma geldi de tekrar edeyim dedim” dedim. İki tane sarılma emojisi yolladı bende “Sende beni sakın bırakma” dedim, “Bırakmam” dedi…

“İstemediğim hiç bişeyi yapmadığım sürece seni asla bırakmam” dedi. “Ben bişeyi istediğine ikna olmazsam senin ağzın istiyorum desede yaptırmam”, “Bişe olduğu zaman kırk kere emin misin diye soruyorum sana” dedim.

“Evet zaman zaman farkettiğim oluyor” dedi… Ne zaman zamanı lan. Ben hep soruyorum, hep sana bırakıyorum tercihi, son kararı…

“Benim hayata bakış açımı az çok biliyosun insanlara güvenemiyorum herkesten herşeyi beklerim. Ama tabi sen benim için farklısın. En çok sana güvenirim. Çünkü sen benim tam anlamıyla herşeyimsin.” dedi…

“Murat ben seninle korkularımı aştım” dedi. Aslında burda beni kullandığını açıkça söylemiş ama o zaman anlamamıştım işte… Seviyoruz ya hani…

“Az toparlanıp taparsak biribirimize,
adımım iyice küçülüp sokaklarım daralmaz!
Yırtılan o resmi esen rüzgara emanet ettim…
Şimdi toprak altı,tohumu el alem ekti.
Herşey bi yere makul lakin en ufak af yok yalansa.
Gerçek aşkı buldum sandım,pardon palavra!
Bütün sarhoş anlarda uyudum balyoz haplarla…
Bu aşk mide bulandırdı alkol almaktan… “

Motoruma baktımda yine çalışmıyo dedi bana, soğuktandı. “Yorgan alalım ona” dedim, “Olabilir” dedi. O külüstürü gerçekten seviyodu. Beni sevemedi sadece…

“Bu gün ne çabuk bitti ya”, “Bozuk bu gün 🙁 ” dedi. Sevmediği bişeye ‘Bozuk’ demesi gerçekten çok tatlıydı… “Bozuk bu…” diye başlayan cümlelerini bile seviyodum. Ben öyle sevmiştim onu… Çok sevmiştim…

“Yatacakmısın şimdi napıyosun” dedim. “Hiç niyetim yok şimdilik”,”Oturuyorum kahve sohbet falan” dedi. Bende “Bişeler konuşalım mı saçmalasakta olur.”, “Sadece senle konuşmak istiyorum”, “Amaçsızca” dedim “Olur” dedi. Sevinmiştim, “Sanaa ölürüüümmmm” dedim.

“Bu gün ne çok söyledin bunu” diye biraz yükseldi. “Kötü bişe mi” dedim. Şöyle yanıtladı: “Bilmiyorum”,”Değer görmek güzel”,”Ama ölüürüm kısmı kötü”,”Anlatabiliyor muyum”…

“Ölme diyosun” dedim. “Ölme” dedi ve “Benim için daha çok yaşa ozaman daha mutlu olurum” dedi. Şimdi ben öleyimmi yaşayayımmı??? Hikayenin sonunda unutmazsam bunu tekrar sorucam size…

“Durduk yere ölmem ama gerekirse ölürüm senin için” dedim. Bu yazı dizimde bahsettiğim “Biri için ölmek” değil. İlk bölümü okuyanlar bilecektir zaten… Ama gerçekten gerekseydi, canımı kanımı ortaya koyabilirdim. Öyle seviyodum ki onu, anlatıyorum ama anlatamam… Siz anladınız ne demek istediğimi…

“Gerekmez” dedi… Belki gerekiyordur şimdi??? Belki ölmemi yok olmamı istiyosundur? Bilmiyorum… Napıcam gerçekten bilmiyorum… Bu hikayeyi bitirip sıksam kafama mutlu olur musun? Keşke cevap versen…

“Gerekmezse senin için yaşıyorum zaten” diye yanıtladım. “Deli” dedi. O‘na deliydim…

“Beni hayata bağladın her geçen gün daha çok” dedim. Gerçekten hayattan kopmama ramak kala çıkmıştı karşıma, tam herşey bitti derken. Şimdiyse gerçekten herşey bitti. O yüzden yazıyorum ya… Alkollüyüm ama kendimdeyim. Bilincim yerinde ve ne dediğimi biliyorum ve diyorumki, ben seni hala çok seviyorum… Yapamadım öldüremedim bir ay oldu içimde büyüttüğüm sen’i öldüremedim, öldüremiyorum! Ben seni hala çok seviyorum!

Bu bloga başlarken ‘içimden geldiği gibi’ yazacağıma hem size hem kendime söz verdim, çok siklemeyin böyle gelip gitmelerimi yazıyorum işte…

“Sen bana çok iyi geliyosun” diyen kadın bugün “Sen bana hem çok iyi geliyorsun hem kötü” dedi. Bu arada 20 Ocak 2019 olmuştu saatse 01:08

“Kötü olan kısmı ne”,”Artık konuşamayacak bişe kalmadı heralde”, “Her neyse söyle” dedim.”Kötü olan kısım seninle alakalı değil”,”Benim kontrol edemediğim düşüncelerimde” dedi.

“Anlat” dedim, oysa “Konuyu kapattık”,”Anlatacak bişey yok” dedi… “Düşüncelerini kontrol etmene yardım etmek istiyorum, sana kötü geldiğimi bilmek üzüyor” dedim ve ekledim “Beni az çok biliyosun mantıklı tarafından bakmanı sağlayabilirim”,”Senin göremediğin bir şekilde görmeni sağlayabilirim”…

Uzun bi mesaj yazdı. Dedi ki; “Sana da oluyor mu bilmiyorum. Ama bu gün sabahtan beri her nekadar durum tam tersiymiş gibi davranmaya çalışsamda kendimi dün geceyi düşünürken buluyorum”

“Yanlış anlama seni suçlamıyorum”, “Ama kendim için aynı şey geçerli değil” dedi ve “Kendini mi suçluyorsuj” diye sordum.”Kendime karşı çok acımasızım sanırım” dedi.

Biraz sinirlenmiş, biraz üzülmüştüm. “Yapma bunu, biz dün gece ne olduysa beraber yaşadık” dedim onu rahatlatmak için.

“Neyse. Saçmalayacaktık.” diye konuyu değişmeye çalıştı. “Kendini suçalama”, “Konuyu unut şu an, genel olarak soruyorum”, “Ben istemediğin bişe yaptım mı yada zorladım mı”,”Her hangi bir konuda” diye sordum, “Hayır”, “İçin rahat olsun” dedi. Şimdi niye içim rahat değil… Bu kadar iyi biriydimde niye canım acıyo benim?

Ve aklıma takılan soruyu net olarak sordum “Peki bişeyi gerçekten merak ediyorum, iyi düşün dürüst cevap ver”, “İstediğin benmiydim yoksa seksmi” dedim. “Benim istediğim sendin”, “Çok net” “Ben bi kadınım ve seks benim için bi erkekde olduğu kadar bi ihtiyaç değil istediğim sen olmasaydın eğer dün gece sevişmemiş olurduk”, “Senin istediğin ben değildim içmiştin sarhoştun be seks istedin.” “İşte beni üzen şeyde tam olarak bu” dedi. Ama ciddi anlamda yanılıyodu. Ben onnu gerçekten çok seviyodum. Ben hayatımda sevmediğim biriyle sevişmedim, yapmadım, yapamam…

“Nerden biliyosun nasıl bu kadar eminsin” dedim, “Eminim”, “Hatta çok eminim” dedi. Bu henüz belirsiz olan ilişkimizin sonu olacaktı… Ne yaptıysam bu fikrini değişteremedim. Sebebini sonradan anlayacaksınız…

“Neden” dedim, “Önce bunu bi çözelim” diye ekledim. “Ben sadece böyle düşünüyor olsam bi şekilde çözerdik”, “Düşüncelerimi değiştirebilirdin belki”, “Ama bu sadece bi düşünce değil”, “His”, “Öyle hissettim” dedi. Senin hissedişini…. neyse.

Sevdim ulan işte, seninle yaptığım herşeyi sevdim. Seks sadece sevgimle gelen bişeydi. Seks için sevmiyodum ama o öyle düşünmüyodu.

Kendimi hiç iyi hissetmiyorum, gerçekten kendimi iyi hissetmeyi özledim. Onu özledim…

Sonra devam edelim…

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XX

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

Evet, en son beraber uyumuştuk ve saat 12:00 civarında kalkıp gitmişti. Öylesine yorgundum ki, kafamı kaldıramıyodum… Muhtemelen o bunu ‘kullanıp atmak’ olarak düşündü ama gerçekten yaşadıklarımız çok özeldi benim için. Hikayenin sonunda anlayacağınız gibi onda olduğundan daha özeldi benim için…

12:21 de kafamı kaldırıp “Gittinmi” diye mesaj attım… Aynı anda bu sorunun saçma olduğunu fark etmiştim, gitmişti işte yoktu 🙁

Ekledim: “Giderken yüzün asıktı niye” Gittiğini tahmin ettiğim zamanda bi ara gözümü zorla açabilmiştim ama dedim ya mecalim yoktu… Ve yüzünün asık olduğunu görmüştüm…

“Marketteyim” dedi. Market ne alaka ya diye içimden geçirip iyice kendime gelmeye başlamıştım. Yaşadıklarımız rüya gibiydi…. “Dikkatli ol” diyebildim sadece hassas bi durumda olduğunun farkındaydım. Yüzünün asık oluşunu sorduğum mesajımı alıntılayıp “Stres” dedi…

Kendisinin bile aslında istemediği bi ilişkinin içine çekmişti beni o gece…

Bir iki rahatlatma çabamı içeren mesajdan sonra, saat 12:37 “Evdeyim diye mesaj attı. “Kahvaltını yap bişeler de yemedin sen” dedim, “Canım hiç istemiyor” dedi. “Ye” dedim, cevap vermedi. Bir saat sonra “Napıyosun kuzum” dediğimde “Kahvaltı yapıyorum” demişti nihayet. Strese girip yemeden kesilmesini istemezdim…

“Afiyet olsun balım” dedim, hala eskisi gibi davranmaya çalışıyodum ki kendini kötü hissetmesin… “Sen napıyosun” diye sordu, “Oturuyorum öyle kuzum” dedim. “Anladım iyi” dedi. Sanki ben kötü davranmışım gibi soğuktu bana… Mesajlar şöyle devam etti;

Ben: “Bana kızgın mısın”
“B”: “Hayır”
Ben: “Bana öyle geldi o zaman”
“B”: “Kafam karışmış olabilir”
“B”: “Ama sorun yok”
“B”: “Pişman değilim”

Benimde kafam çok karışmıştı… Sevişmemizin üzerinden yarım gün geçmemişti ve bana soğuk davranıyodu. Üstelik isteyen oydu…

“Kendimi kötü hissediyorum” dedi. “Neden” diye sordum; “Kötü hissetmem de normal değl mi sence” dedi. Asla hiç kötü hissetmesini istemedim. “Kötü hissetmeni istemiyorum” dedim.

“Aşksız seviştik” dedi bense “Sevgimiz vardı” dedim. Aşk diyemedim… O, ona aşık olmadığımı düşünüyodu, belkide kendisi aşık değildi…!

Şöyle peşpeşe mesajlar attı bana;

“Neyse bak biz şöyle yapalım”
“Son birşey sorayım”
“Sonra bu konuyu bir daha hiç açmamak üzere kapatalım”
“Seni gerçekten istedim”
“Nedeni mi bilmiyorum.”

Birini neden istediğini bilmemek nedir ya? Aşıksındır, seviyosundur yada sadece seks istemişsindir… Sanırım onnun için öyleydi…

Aklımda deli sorular dolaşırken merakla “Soru nerde” dedim. “Prezervatif den emin miyiz?” dedi. Ortada o kadar soru işareti varken derdine bak. “Evet” dedim.

Bi süre sonra ekledim: “Bende istemeyerek senle olmadım beni istediğin gibi istedim seni ama bu yapmak için yapılmış bişey değildi”

“Evet”, “Peki sen öyle diyorsan”, “Öyledir” dedi. “Öyle.”, “Anlamlıydı” dedim. Hemen konuyu değişti; “Bu arada”, “Annem hiç bişey söylemedi”, “Benimle konuşmuyor” Tüm gece eve gitmemişti ama annesi hep böyleydi. Üstelik beni de tanıyo ve benle olduğunu biliyodu. “İstersen konuşayım annenle” dedim, “Hayır istemiyorum” dedi.

Saat 14:56da ben ona “Öldür beni sevgilim” dinlerken ekran görüntüsü attım, oysa bu sırada “Günler kısa” dinliyordu… Ben aşıktım… Onunla herşeye vardım.

Öldür beni sevgilim” bu şarkı sonra bizim şarkımız olacaktı. Burayı unutmayın.

Hikayenin sonunda bu şarkının önemini anlayacaksınız.

15:28: “Ya napsam çok sıkılıyorum” yazdı, “Ben sıkılamıyorum”, “Sürekli farklı düşğnceler kafamda” dedim. Kafam öyle karışıktı ki, şimdikinden daha karışık değildi o zaman tabi ama o döneme göre fazlaydı…

“Zaten düşünmek en sıkıcısı”, “Herşeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen bi insan olmak zor” dedi. Sordum: “Kendini mi kast ettin beni mi”… “İkimizi”, “Aslındq sende biraz benim gibisin” diye yanıtladı…

Bende senin gibiydim de çok iyi anlaşıyodukta niye böyle bitti?..

“Bazen en ince ayrıntısına kadar düşünsekte hesap tutmuyor planlandığı gibi olmuyor” diye karşılık verdim, o da: “Olmuyor gerçekten”, “Özellikle şu sıralar”, “Hiç bişey düşündüğüm gibi gitmiyor”… Ne düşünmüştü acaba o geceyle ilgili. Sordum, tekrar sordum. Sevişirken bile sordum. İstediğini söyledin, saatler sonra da yanımdan gittikten sonra da istediğini söyledin… Ne o zaman düşündüğün ve olmayan şey…

“Sen ‘malum renk’ istiyorsun”, ” Hayat sana laciver veriyor”, “Sen onu ‘malum renk’e çevirmeye çalışınca evet ‘malum renk’ oluyor ama bu dönüşümü durduramıyorsun ve ‘malum renk’ten sarıya dönüyor”, “Sonuç olarak yine istediğin olmuyor” diye özetlemiştim durumu adeta… Kendi içimdeki karmaşayı, hayat denen saçmalığı işte…

“Çünkü istemek asla yetmiyor” dedi, “Ne yapacağız” dedim merak ve çaresizlik içinde. “‘malum renk’i almayı bilicez”, “Çok güçlüyüz”, “Daha da çok güçlü olucaz” dedi.. “Sen gerçekten çok güçlüsün”, “Benimde gücüme güç katıyosun” dedim. “Ee ozaman bu çok güzel bişey”,”Benim güçlü olmamın en büyük sebebi sensin” dedi.

Sen benim ağzıma sıçtın, ben yokum, bensizsin. Soruyorum: şimdi güçsüz müsün?
Hiç sanmıyorum. Daha çok erkeğin hayatını altüst ediceğinden şüphem yok!

O an aynen hissettiğim gibi; “Sen yanımdayken dünyaya kafa tutarım” dedim… Bana öyle bi güç veriyodu ki… Daha baktığımız ve artık camında ilan olmayan dairenin fotoğrafını yolladım, “Gitmiş” dedim. “Bu ara eve çıkamayız”,”Ama fikrim değişmedi”,”Eğer merak ediyosan” dedi. Hala benimle bi eve çıkmak istiyodu o gün…

Sonra kalktı dedi ki: “Eğer bi gün aklımı başıma almayı başabilirsem belki ozaman fikrim değişir” dedi. Afalladım, “Nasıl yani anlamadım” dedim, “Boşver zaten bende pek anlamıyorum” dedi. Noluyo lan??? Nasıl bi ruh halidir bu?

Ciddi anlamda kırılmıştım, “Aklın başında olmadığı için mi benle eve çıkıyosun”,”Yada benle eve çıktığın için aklının başında olmadığını mı düşünüyorsun” diye sordum, “Hayır” dedi, ama ona açıkça belirttim: “Açıkçası fikrinin değişme ihtimalinin oluşu bile acıtıyor”… Daha sonra saçma sapan gerekçelerle sevgilimle eve çıkmak istemiyorum diyecekti bana…

Bak şimdi muhabbetin devamını oku;
“B”: ” Bunların hiçbiri değil”
“B”: ” yapmak istediğim şeylerin hiçbirini mantıklı bulmuyorum”
“B”: ” Ama istiyorum”
Ben: “Mesela”
Ben: “Benle eve çıkmayı mı mantıklı bulmuyosun”
“B”: ” Evet çok istiyorum eve çıkmayı”
“B”: ” Ama bi o kadar da mantıksız buluyorum”
(Resmen sağladığı hançeri bedenimi parçalamak istercesine zorluyodu!)
Ben: “Benimle olduğu için mi onu anlamadım”
“B”: ” Seninle çıkmasam bi başkasıyla çıksam yine mantıksız”
“B”: ” Ama ben bi başkasıyla eve çıkmak istemiyorum”
“B”: ” Seninle olmayı istiyorum”

Eve çıkma fikri ondan çıkmıştı ve şimdi mantıksız geldiğini söylüyodu. Ve bana “Seninle olmayı istiyorum” dedi. Çok saçma değilmi lan???

“Eve çıkmamızın 2 nedeni var”,”Birincisi rahat olabilmek”, “İkincisi birbirimizi her zaman yanımızda istememiz”, “Böyle düşününce bana mantıklı geliyor” dedim. “Evet olabilir” dedi.

Saat 16:10 “Muraat”, “Neyin var”, “Ya da benim neyim var” dedi. Bende “Benim bişeyim yok”, “Senşn neyin var” dedim. “Benim de bişeyim yok kafamın içinde dolaşıp duran sorular dışında” dedi…

“Kafamda ki sorulardan biri”,”Biz seninle eskisi gibi olabilecek miyiz ?” diye ekledi.
“Eskisi gibi derken”, “Ne değişti ki”, “Değişen hiç bişey yok bende”, “Ben sana her zamanki gibi olucam” dedim. “Bana sarılırken bile çekinen Murat ?” dedi, “Öyle mi olayım” dedim. “Eskisi gibi olmak işte” dedi. Ne saçmalıyodu yada ne içmişti bilmiyorum. “Ben sana sarılırken çekinmedim hiç bi zaman” dedim. “Emin misin” dedi. Cidden bi durup düşündüm ve sonra “Evet” dedim, “Peki” dedi.

“Peki sen yine bana çekinmeden kollarını açıp sarılacak mısın” diye sordum. “Bilmiyorum” dedi Bilmiyorum dedi lan! 12-13 saat önce seviştiğim kadın bana sarılıp sarılmayacağını sorduğumda bilmiyorum dedi… Mesajı okumuştum ama yazacak bişeyim yoktu… 13 dakka sonra 16:33de “Sen beni sakın Bırakma” yazdı. Yine cevap veremedi… Öyle derinden üzmüştü ki…

Yine beynim aktı, bi toparlayıp devam edeyim ben… Yazdıkça düşünüyorum, düşündükçe üzülüyorum, üzüldükçe sinirleniyorum… Ben ne diyim sana ya…

Sonraki bölümde görüşmek üzere…

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XVIII

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

DİKKAT: BU BÖLÜM DETAYLI CİNSELLİK İÇERMEKTEDİR.

En son bu ağır yazıya başlamadan önce ” 22:19de evime adım atmıştı… ” dedim ve birlikte 12 saate dünyayı, küçükte olsa bir ömrü sığdırdık diye eklemiştim…

Biraz sohbet, kahve ve çaydan sonra, aldığım içkilerden sadece bi 35lik viski kalmıştı.
“Ben az içicem, hafif ‘çakır keyf’ olsam yeter” dedi. Bende ölçüsünü bilebilmek için küçük bi çay bardağı viski doldurdum. Geri kalanı zaten ben şişeden içtim. Bana fark etmez, içki olsun, duman olsun… Yanımdakiyle mutluydum ve kalkıp ne bardak ne meze nede başka bişey düşünmek aramak istemiyodum.

Viskimizi yudumlayıp bi yandan sohbet ederken ikimizinde sigarası bitmişti. Tarih 19 Ocak 2020 olmuştu ve tam 00:01 de onun isteğiyle dondurma sipariş edip, gelen arkadaşımdan gelirken sigara almasını rica ettim. Aynı dakikalarda onun ehliyet sınavı için internetten test çözmeye başlamıştık. Testi bitirdikten sonra ve siparişlerimiz geldikten sonra yanımdayken, birden odada bende uzaklaşması anlamsız gelmişti.
Karışık sinyaller göndermeye devam ediyodu. Ben nerden bileyim kendiyle mücadele ettiğini…

O ara etrafı merakla kurcalarken küpelerimi görmüştü kulağımda takılı olan siyah küpenin gümüş rengini rengini gösterip bu daha güzel demişti. Ertesi gün o küpeyi taktım ve bir ay sonra çıkarabildim… Yaptıklarından sonra bile hatırası var diye çıkaramamıştım. Neyse…

Saat 1:00 sıralarında gerçekten ama gerçekten içimden gelerek masumane bi şekilde onu öpmek istemiştim. Hayır dudaktan değil. Onu dizime yatırdım, gözlerinin içine bakıp sordum: “Bana güveniyo musun?”diye, “Evet” dedi. Dudağının üstü ile burnunun altındaki yeri göstererek “O zaman seni şurdan öpmek istiyorum” dedim. Tepkisiz kaldı ve ekledim: “Öpebilir miyim?”. ‘Evet’ anlamında siyahına bakmaya doyamadığım gözlerini kapatıp, bi güzellik harikası çenesiyle beraber başını hafifçe aşağı eğip kaldırdı. Büyük bi heyecanla ve hevesle saf sevgimle öptüm onu tam ordan… Dünyalar benim olmuştu! Yok böyle bişey! Öperken üst dudağımda onun nefesini, burnumda onun kokusunu duymak… Tarifsizdi…

Demiştim ya hani; “Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir…” biz farkında olmadan işler rayından çıkmaya başlamıştı bile, belkide o an içine rayına oturuyordu… Bilmiyorum. Ama planımız bundan sonra olacaklar değildi…

Viskininde etkisiyle biraz mayışmış çakırkeyf olmuştuk. Ama sarhoş değildik, ne ben saçmalıyodum, ne o yılbaşındaki gibi tatlı tatlı saçmalıyodu. Sadece küçük sohbetler ediyo, birbirimize bakıyoduk. Kendimi yorgun hissetmemle koltuktan kalkmasını rica edip, koltuğumu açtım. Yandaki yatağımdan yastığımı alıp “gel uzanalım” dedim. Uzandık başını göğüsüme yaslamıştı, bense saçını okşuyodum. Bu tattığım çok daha başka bi güzel duyguydu… Huzurdu bu, saf ve katkısız huzur… Dış etkenler olmadan, başka insanlar olmadan, başbaşayken göğüsüme yatması ve saçlarını okşamam… Tarifsizdi…

Birden yanıma yattı, göğüsümden kalkıp güzel kadın… “Gözlerine bakmak istiyorum” dedi. Ona doğru döndüm… Uzun, uzun bakıştık… Derin, derin… Dolu, dolu… Aslında ikimizde biliyoduk bu duyguları ama bu daha başka, daha bi güzeldi… Dudak üstünü kast ederek “Öpebilir miyim?” diye sordum. “Öp” dedi. Ben ağır ağır yavaş ve usulca biz bakışırken dudak üstünü 23 kez öptükten sonra “ÖP BENİ!” dedi. Dudaklarını, yani öpüşmeyi kast ettiğini anlamıştım ama böyle bi hedefim yada amacım yoktu. O kadar emindimki daha fazlasının olmayacağına, öpüşmek çok fazlaydı… Tehlikeli ve derin sulara gelmiştik birlikte yüzerken farkında olmadan…

Dediğim gibi; ben hayatımda hiç kimseye istemediği bişey yapmadım, yaptırmadım. Çok istediysem ikna etmeyi denedim. Oldu veya olmadı konumuz bu diil. Bu yüzden emin olmak zorundaydım, eser miktarda da olsa alkolde vardı onda. Davranışları gayet normaldi, saçmalamıyodu. Sarhoş olmadığından emindim. O “ÖP BENİ!” dedikten sonra sonra şöyle bi duraksadım, hafif geri çekilip yüzünün tamamını karşıma alarak “Emin misin?” dedim, “Evet” dedi. Yüz ifadelerini ve tepkilerini kontrol ederken tekrar sordum: “Emin misin gerçekten?” diye… Bunu bilinci yerinde olup, gerçekten istediğine emin olmadan yapmam asla… “Son derece eminim!” dedi.

Bu arada saat 03:40 sıralarıydı…

Gerçekten istediğine emin olduktan sonra “O zaman sımsıkı sarıl” dedim. Hiç bilmezdim dudaklarında bambaşka bi dünya olduğunu! Öpüşürken ellerimi kalçalarına götürüp “Dokunabilir miyim?” diye sordum. O kadar güzeldi ki kadın, işler gerçekten kontrolden çıkıyodu. Hem onun, hem benim kontrolümden… Başını sallamıştı yine gözlerini kapatıp…

” Kimin haddine kilit vurmak duygulara! “

Devamını merak ediyosun dimi?

” Anlatıcam bir saniye!
Rakıdan alsana bir duble…
Neyse, zaten sönmüş nargilem…”

(DEVAMI)

Biri için ölmek… XVII

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

18 Ocak 2020 (Bana kalmaya geleceği gün) 19:12 “Kuzum ya ben gelemiycem galiba” Nasıl gelemiycem lan 1 hafta önceden planlamışız 🙁 “Neden” dedim. “Teyzem gelmiş, bizde kalcakmış” hadi burdan yak.

19:38 “Birazdan usta gelicek”, “Konum attım onu bekliyorum” skuterinin kayışı koptuğu için ve tamamını takamadığımız için. “Tamam ” dedim. Aslında beni çağırdığını anlamamıştım :/

20:01de “Naptın” dedim. “Bekliyorum hala” dedi. Otoparkın girişi hafif yokuştu “Çıkarabilecekmisin” dedim “Deneyeceğim” dedi. Aslında birazda gelmeyeceğini söylediği için kırgındım. 20:34te yeniden “Noldu ne yaptın” dedim. “Sorun yok” dedi. Bende “Tamam” dedim. “İstersen geleyim” dedim geç kalmıştım, geç anladım. Sonra telefon konuşması yaptık. Yine ben gerçekte demek istediklerini anlayamamıştım…

Neyse bu sorunuda konuşarak çözmüştük. Telefonu kapattıktan sonra 21:58de “Geliyorum”,”?” dedi. “İstediğin için mi” dedim “Geliyim mi” dedi. “Sen istiyorsan gel”, “Ben istiyorum diye değil” dedim ve “Tmm”,”20 dakikaya oradayım” dedi.

22:19de evime adım atmıştı…

“Yazdığım her dörlük, ölüme giden yolda katkı…”

Gerçekten burdan sonrası çok ağır geliyor, hem bişelerin başlangıcı hem bişelerin bitişi… O gün birlikte tam 12 saat geçirdik…

O 12 saati bir dünya, belki kısa bir ömür sığdırdık.

Sonraki bölümler yoğun aşk ile cinsellik içerecek… Yazacaklarımı TVde izleyip normal karşılayanların şimdiden “püü, terbiyesiz”, “ahlaksız” vs demelerini duyar gibiyim!

Aynı zamanda bellli bir sürede kiminize tanıdık gelecek sevgili konuşmalarıyla devam edicez ama tam olarak anlayabilmeniz için hepsini anlatmam lazım…

Gerçekten hikayenin sonunda şok olacaksınız…

Sonraki bölümde görüşmek üzere…

(DEVAMI)