Biri için ölmek… XXIV

Bir önceki yazıyı okumak için tıklayın

Ne kadar kızsam ne kadar küfür etsem az… Yok sönmüyo içimin ateşi, bitmiyo öfkem. Sindiremiyorum. Geniş bi pezevenk olamıyorum kusura bakma!..

“Kalemi alıp yazdım, sadece yazdım.
Dünyam kalem kağıt, kül tablam yastığım…
Ne çabuk geçti yıllar? Ne çabuk bitti her şey?
Hayallerini ne çabuk astın?”

Yazıyorum. Karanlık bi yolda yazıyorum. “Yazdığım her dörtlik ölüme giden yolda katkı…”

“Duygulara sahip çıkmak zor”, “Kontrol altında tutmak da zor”, “Kendimden biliyorum” dedi. “Ben çok iyi kontrol edebiliyorum ama sana bu kadar direnemiyorum, Ben senin bir gülüşüne eriyorum ☹” dedim. Yanlışmıydı? Bilmiyorum. Ama canımı acıttığına göre muhtemelen birinin gülüşüne erimek iyi bişe değil… “Gülmem ozaman” dedi. Olur mu sen gülmeden… Ben nasıl mutlu olurum sen gülmeyince…

Biliyomusunuz ona bi kere daha doya doya sarılmak için canımı verirdim ama gidişi öyle bi gidişti ki… Gururum izin vermez. Gururum bir hiç uğruna can vermeye razı olur da, onun için vermeye razı olmaz artık..

“Keşke aynı rüyaları görseydik seninle….”

Biliyorum, Ölüyorum desem gelmezsin… Cenazeme gelmemeni de ben istemiştim zaten…

Şimdi merak ediyosunuz dimi ne yapmış olabilir bu kadar büyük… Okuyun, şaşıracaksınız…

Yayınladığım her bölüm ona attığım bi mesaj gibi ama okumadığını bilmek… Tarifsiz bi başka acı.

Bilincimi yatağımda kaybetmek istiyorum, burda bi ara vereyim sabah yazmaya çalışırım gerçi sabah 7 olmuş nerdeyse saat neyse…

üzerine devam edeceğim bu bölümün…

33 saat sürdü, kendimi toplamam 33 saat sürdü! Devam edelim…

20 Ocak 2020 Saat 02:42 bu arada…
“Gül”dedim, “Her zaman gül”, “Bu öyle güzel bi his ki”, “Ama sen gülünce içim gidiyor”, “Öyle güzel gülüyorsun ki” diye devam ettim… “Normalde de gülüyorum ama senin yanında bi başka gülüyorum. Seninleyken gerçekten mutlu olduğum için gülüyorum” dedi. O mutlu olmuştum ki, ciddi ve kararlı bi şekilde:

“Seni mutlu etmek…”
“Buna ömrümü adayabilirim” dedim, oysa;

“Hiç birşey yapmana ya da birleyler adamana gerek yok”
“Yanında olmak yetiyor mutlu olmama” dedi. “Şimdi yanımda olsan sarılsam sımsıkı kokunu içime çeksem 😕” dedim içimden gelerek ve “Yazarken bile içim gitti be” diye ekledim. Öyleydi, düşüncesi bile çok güzeldi…

“Yanında delilim ama”, “Belki biraz kokumdan kalmıştır”, “Yastığında yorganında” dedi…

Evet bi kere kokladım, korkarak… Kokusu azalırsa diye korkarak. ve ona “Koklamaya kıyamıyorum ki kokusu azalır diye” dedim…

ve uyuyup uyandıktan sonra “Senin kokunla uyumak ne güzel bişeymiş” dedim, verdiği karşılık: “Öylemi”, “Ne güzel”.

“Bişemi oldu” diye sordum, “hayır” dedi. “Çooook eminim” dedi. Bu onun kendini ve beni kandırış şekliydi. Sonradan anladım. Biraz konuştuktan sonra akşamüstü eve yeni gitmişti ve ona “Yemeğimizi yiyelim sen biraz ders çalış ben duş falan alcam sonra o cafeye yürüyerek gidelim” dedim. Önce yürüyüş yapmak istedi, birlikte yürümeyi teklif ettim ama ısrarla ‘yalnız‘ yürümek istedi…

Saat: 21.41de buluştuk ve 22:00 civarı o yeni keşfettiği kafeye vardık. O gün orda öyle güzel fotoğraflar çekildikki… Keşke o gün paylaşsaydım. Neyse. Biraz sohbet falan derken güzel zaman geçirdik, kafe de güzeldi. O kafeyi kapattık, çıktık yürümeye başladık. Yürürken köfteci görüp birazda burda oturalım dedik. Hafif bişeler yedik, çay içtik. Bu arada tarih 21 Ocak 2020 olmuş, saatse 00:30 sıraları yürüyerek onun evine doğru gittik. Yaklaşık 20 dakka yürüdükten sonra onu binanın kapısına kadar bıraktım.

00:51de merak ettim onu yine… “Evdemisin” dedim. Bırakalı bi kaç dakka olmuştu ama özlemiştim ve yinede merak ediyodum. O bunu anlayacak kapasitede değildi, “Ya şakamısın”,”Abartıyosun” dedi. Saat 1:14te “Senin gittiğinde haber vermeyip beni meraklandırdığın yerin benim olanındayım haberin olsun” dedim ‘ev’i kastederek.

Yaşadığım bazı finansal sorunlardan dolayı biraz konuşmuştuk ben yoldayken. Onun dediği gibi “Bozuk bu hayat” dedim ona… Evet bu cümle kalıbına benide alıştırmıştı, çünkü yazarken ve okurken onun sesiyle canlanıyodu kafamın içinde..

Her gelen insan, iyi yada kötü size bişeler katar… Bu cümle kalıbını muhtemelen çok uzun süre kullanıcam ve her seferinde onu hatırlicam. Tabi bu cümle kalıbını kullanınca hatırlamam için önce unutmam lazım… Unutabilirsem…

” ‘Hayatımda hiç bişeyin sebebi sen olmadın.’ Böyle yalan söylemedim 10 yaşımdan bu yana!”

Evet, normalde konu açılsa yada sorsanız muhtemelen “unuttum, onunla alakası yok, bu cümleyi kimseden öğrenmedim” falan derdim. O sorsa tam olarak “Hayatımda hiç bişeyin sebebi sen olmadın.” derdim evet… Bu zamana kadar ona hiç yalan söylemedim, en ufak bi yalan bile… Ama şimdi sorsa böyle derdim.

“Bozuk bu hayat” demiştim o da “Değiştirelim” dedi… “Birlikte mi”, “Yalnız başıma gücüm yetmiyor artık benim çünkü” dedim. “Birlikte değiştireceğiz” dedi… Harbiden değiştirdi hayatımı… Her güne en az üç, ortalama beş-altı kez “Hayatı sikim!” diyerek başlıyorum. Gerçekten değiştirdi…

Eve vardığında haber vermesiyle ilgili mesajımı alıntılayıp, “Şu olaya gerçekten takılıyor musun ?” dedi. Bende şu şekilde açıklamaya çalıştım;

“Meraklanıyorum”
“Güvende ve iyi olduğunu bilmek beni rahatlatıyor”
“Sen mesela burda çıktın eve gidiyosun”
“Sen bana eve varınca haber vermezsen ben kafamda kuruyorum”
“Acaba bişe mi oldu”
“Acaba biyere mi uğradı”
“Noldu”
“Nerde”
“Geriliyorum”
“Üzülüyorum” dedim bana, “Anlıyorum hak veriyorum” dedi ama anlamıyodu…

“Eve geldiğimde yazmamam genel de unutturman ya da akıl edemememden kaynaklanıyor”
“Ve şöyle de bi gerçek var ki”
“25 yaşında baya yetişkin bi bireyim”
“Bu zamana kadar sen hayatımda yoktun”

Anlıyorum dedikten sonraki mesajlara bakın, tutarsızlığa bakın… “Senin gözünde kusur mu bu? 🙄” diye sordum, ‘Düş o zaman’dan alıntı yaparak… Tabi o bunuda anlamadı… “Ben böyle eve geldim şuraya gittim şimdi şurdan çıkıyorum gibi şeyleri sana haber verirken beni merak etme ihtimalini düşünmek yerine kısıtlanma kaygısı yaşıyorum”, “Sanırım tepkilerim de bunun için” dedi…

Kısıtlamak? Bir kere hesap sormadım, niye evde değilsin demedim! Sadece nerde olduğunu bilmek… Ve it gibi korkuyodum başına bişe gelmesinden! Bunu ona şöyle ifade ettim:

“Kısıtlama falan değil sadece senden haberdar olmak istiyorum”
“İnanmayacaksın belki ama”
“Ben çok korkuyorum”
“KÖPEK GİBİ KORKUYORUM SANA BİŞE OLCAK DİYE LAN”
“Aklım çıkıyor”

“Korkma” dedi… sadece korkma dedi. Bu beni rahatlatmamıştı.

“Korkuyorum işte napim” dedim,
“Tek istediğim haber alamadığımda acil durumlarda bakacağım yeri bilmek”
“Sen niye dün nerde olduğumu ne yaptığımı ve kimle olduğumu sordun?” diye sordum ve kendim yanıtladım: “Aynı sebepten”

Ve kıvırmaya başladı… “Hayır sormadım”, “Direk olarak sormadım en azından”, “Yanlız olup olmadığını öğrenmek istedim sadece” dedi. O gün bana yazdığı mesajları alıntılayıp gönderdim. “Evet”, “Ben senin kadar korkmuyorum”, “Hemde benim üzerimde bu kadar temkinli olamazsın” dedi. Bu beni kırmıştı biraz açıkçası… ‘olamazsın…” demesi…

Henüz tam olarak ne olduğumuza karar vermemiştik, verememiştik…

“Seni kısıtlamicam.”, “Zaten buna hakkım yok”, “Ama nerde olduğunu bileyim”, “Hepsi bu” dedim…

“Biliyorum”, “Zaten kısıtlama yok”, “Tek sorun yine benim öyleymiş gibi düşünmem” dedi. Evet sorun ondaydı… Aşamıyodu bu lanet düşüncesini farkında olmasına rağmen…

“Yine fazla düşünüyosun” dedim. “Sen benim için çok özelsin” dedi bende “Arkadaş olarak” dedim. O her fırsatta bunu vurguluyordu bu seferde ben vurguladım… “Bilmiyorum”, “Özelsin.” dedi.

Saat 1:56 da konuşmak istedi benle aradım. Sesi tam anlamıyla sarhoş gibiydi ama aşktandı… Yani sanırım… Kafasına takılan evde olmasını sormam konusunu konuştuk. Sonra o sabah onu aramadan uyuyakaldığım için trip atıp trip attığını kabul etmedi “Beni düşünmedin” dedi, ben onu her an düşünürken… Sevgili gibi konuşup, tripleşiyoduk ama lafta sevgili değildik. Ev konusundan konuşurken, “Ya of neden o kadar çok eşyan vaar” diye bana sitem ediyodu… Özlemişim triplerini…

“Muraat”, “Yaz gelsin”, “Yazı getir” diye sayıklıyodu uykulu sesiyle… Göremedik yazı… Gelmeyecek o yaz… Sonra “uyumaya çalışiim” diye telefonu kapattı yaklaşık 18 dakka süren telefon görüşmesinden sonra hemen mesaj attım. Ona bir kalp gönderdim görmedi, biraz zaman geçtikten sonra “uyudunmu” diye sordum. Evet telefonu kapatır kapatmaz uyumuştu. Nasıl başardı bilmiyorum… Bunu öğrenemedim ondan…

Sonra sabah 09:33te görmüştü mesajımı ama hiç bişe yazmamıştı, Günaydın bile… Öğleden sonra uyanıp ben yazdım biraz konuştuktan sonra yine “Keşke yaz gelse” dedi. Ne bu yaz sevdası ya, bizde seviyoruz yazı ama bu kadar dillendirmiyoruz. Acaba benimle ilgili bişelermi vardı kafasın bilmiyorum, belki de yaz için yaptığımız kamp planı için heyecenlanıyodu… Sonuçta 1 hafta-10 gün benimle uyuyup uyanacaktı…

“Keşke eskisi kadar kolay para kazanabileceğim işimi evden yöneteceğim bir iş fikri bulsam” demiştim. 2011-2013 arası yıldızım parlamıştı benim geçmişte. En son o dönemde hayatımda herşey yolundaydı. 2014te askere gittim. Giderken kurulu işimi devrettim. Zaten askerlikten sonra hayatım bi daha yoluna girmedi… Neyse bunu sonra ayrı bi başlıkta anlatırım… “Herşey güzel olacak” demek isterken, “Herkes güzel olucak demiştik” dedi 😀 . “Herkes güzel olsada sen kadar olamaz” dedim ama anlamadı uçan kalpler yolladı 🙂 . Bende ekledim;

“Herşey seninle güzel”, “Herşey Güzel Olacak” dedim.

19:35te “Sonunda evdeyim” dedi. Bu jesti gerçekten çok hoşuma gitmişti. Dün geceki uzun konuşmada anlamıştı beni… “Teşekkür ederim haber verdiğin için” dedim İki tane sarılma emojisi yolladı.

Benden aldığı bandanayı benim geri aldığımı söylüyodu bi kaç gündür. Seviştiğimiz gece biriktirdiğim hatıralarımızı göstermiştim ona, aynı bandanadan bi tane daha vardı ve onun kokusu sindi diye kullanmaya kıyamayıp saklamıştım ama ona verdiğim bandana aynı desende başka bi bandanaydı bunu ona söylemiştim ama inanmamıştı. Sonra evde o bandanayı bulup bana resmini attı “Sonunda buldum ya” mesajıyla… “Bide bana iftira atıyo” dedim, “Evet günahını almışım 😞” dedi. Bu ilkte olmicaktı, sonda… Hele en son yaptıkların… Hesabını nasıl vericeksin bilmiyorum…

“Ben sana hiç yalan söylemedim”, “Alsam aldım derdim” dedim ve evet söylerdim. Aldığım çok hatıra oldu ondan hepsini biliyodu. Merak edene söyliyim evet o amınakodumun dört kolisi, onun hatıralarıyla dolu o dört koli hala öylece duruyo ve hala her gün benle taşak geçiyolar… O dört koli yüzüme bakıp “sen bi hiçsin” diyo bana her gün ve her gün…

“Bende zaten farkında olmadan almış olabilirsin diye düşünmüştüm” dedi, bu cümle kalıbıysa onun yalan söylemeye çalışma şekliydi. Birini kırmamak, durumu kurtarmak ve kendi suçunu hafifletmek için kullandığı cümle kalıbı…

“Ben bu gün çok iyi hissetmiyorum”, “Biraz dinlenmeliyim”, “Yanında olamadığım için üzgünüm” diye ekledi. Hemen panikle “Neden iyi hissetmiyosun”, “Neyin var”, “Noldu” diye sıraladım mesajları… “Yorgunum”, “Birazda mutsuz”, “Biliyorum Sen benim eğlenceli yanlarımı daha çok seviyorsun” dedi…

“Ben seni her halinle çok seviyorum”, “Üzgün olman beni üzer ama her koşulda yanında olmak istiyorum sadece iyi gününde değil” dedim. “Biliyorum kuzum” dedi. “Ve bugün dünya sarılma günüydü 😞 ” diye yanıtladım. “Tamam dinlen sen” dedim… Ne diyebilirdim ki… Yani yorgun ve mutsuz olman benimle olmama engel değildi. Gelirdin evde otururduk, yine dinlenirdin… Sen uyurdun, ben saçını okşayıp seni izlerdim… Olmaz mıydı? Olmazdı… Beni sevip sevmediğine hala emin değildi çünkü… Biz bunları saat 20:00 sıralarında konuşmuştuk…

Saat 22:39da beni aradı. “Gel istersen birlikte çay içelim” dedi. O sırada elimde iş vardı, kesin cevap vermedim. Israr etti, “işimi bitirip haber verim” dedim. Sanırım o görüşmeden ilk kez bana telefonu kapatırken “öptüm” diye veda etti… “Gelirken tatlı bişey alabilir misin” diye mesaj atmış… Saat 00:35te vardım… O gece 03:07ye beraberdik. Gerçekten çok güzel zaman geçirmiştik bişe yapmasakta… Biraz çay, kahve. Biraz başbaşa zaman… O gün öyle bi içimden gelmişti ki onu oturduğu yerden kaldırıp sarıldım, kokusunu öyle bi çektim ki içime… Herşey olması gerekende fazla iyi gidiyodu aslında… Zaten normal değildi benim hayatımın bu kadar yoluna girmesi fazlaydı…

Eve geldikten sonra “Bugün bişe fark ettim aslında daha öncede fark etmiştim ama bugün biraz daha güçlüydü bu his, Sakalımla oynaman çok hoşuma gidiyor 😍 ” dedim. O anlardan biriydi, bilirsiniz işte… Sadece beraber olmak, dokunmak, koklamak… Bakışmak, sarılmak… Gözlerle sarılmak… Böyle bi an yaşamıştık o gece…

“Benim dee” dedi 🙂 .

“Ben arkadaş gibi kalabilmek konusunda çok ısrarlıyım”
“Kalabilmek”
“Olabilmek”
“Davranabilmek” diye küfür gibi mesajlarını sıraladı birden…

Haliyle biraz kırıldım tabi o kadar özel an yaşadıktan sonra… Ertesi gün akşam uyandım, moralim bozuktu, uyanmak istememiştim…

Sonrası çok ilginç oldu….

(DEVAMI)